Mevzuat Ve Yasa Ana Sayfasina Don

Ekonomi Sozlugu
 Sozluk a d
Sozluk e i
Sozluk k n
Sozluk o s
Sozluk t z
Enflasyon Muhasebesi Son
 Enf Temel Kavramlar
Duzeltmeye Tabi Olan Hesaplar
Enf Duzeltme Planı
Sirkuler
 Vuk sir 02
Vuk sir 03
Vuk sir 04
Vuk sir 06
Vuk sir 08
Vuk sir 09
Vuk sir 10
Vuk sir 11
Vuk sir 13
Vuk sir 14
VUK sir 17
Gvk Sir 22
ilgili yasalar
Tebliğler
 345 teblig
vuk 328 teblig
vuk 333 teblig
vuk 337 teblig
vuk 338 teblig
Kanunlar
 vuk gecici 25 madde
5024sayili kanun
5228sayili kanun
vuk298 mukerrer
Ana Sayfa
Login / Logout


    Giris Kimligi:
    Misafir

Sozluk o s

O        Ş

OPSİYON (OPTION) :
Belirli bir süre içerisinde, belirlenmiş bir fiyattan bir mal veya menkul kıymeti alma ya da satma hakkına verilen addır. Opsiyon hakkı, alım opsiyonu (call option) ve satım opsiyonu (put option) olarak ikiye ayrılır. Piyasa fiyatı belirlenmiş olan fiyatı aşmış ise, alım opsiyonu sahibi; fiyat düşmüş ise satım opsiyonu sahibi hakkını kullanır.

OPSİYON SÖZLEŞMESİ (OPTION CONTRACT) :
Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.

OPTİMUM (OPTIMUM) :
Ekonomide, belirli amaçlara bağlı olarak bir değişkenin alabileceği en iyi değeri belirten kavramdır.

OPTİMUM KAYNAK DAĞILIMI (OPTIMUM RESOURCE DISTRIBUTION) :
Ekonomide mevcut olan sınırlı kaynakların, mal ve hizmet üretimi için gerekli olan ihtiyaçlarda en uygun şekilde kullanılmasıdır. Bunun gerçekleştirilebilmesi için, her üretim faktörünün çeşitli kullanım alanlarındaki marjinal prodüktivitelerinin birbirlerine eşitlenmesi gereklidir.

ORDİNAL FAYDA (ORDINAL UTILITY) :
Belirlenen bir malın rakamlarla ölçülmeyip, malların faydaları bakımından bir sıralamaya tâbi tutulmalarıdır. Kayıtsızlık eğrileri analizi, ordinal fayda teorisi çerçevesinde geliştirilen bir analizdir.

ORDİNO :
Borsa yatırımcılarının işlem yaptıkları aracı kurumlarında verdikleri alım-satım emirleridir.

ORTAK PARA ALANI (COMMON EXCHANGE AREA) :
Ekonomik ilişki bakımından yakın olan ülkelerin paralarını sabit kurlara bağlayarak, diğer ülke paralarına karşı dalgalanmaya bırakmalarıdır.

ORTALAMA GELİR (AVERAGE INCOME) :
Firmanın ürettiği mal birimi başına düşen gelirdir. Belirli bir üretim birimi satışından sağlanan toplam gelirin, üretim birimine bölünmesiyle bulunur.

ORTALAMA MALİYET (AVERAGE COST) :
Toplam değişken maliyetlerle toplam sabit maliyetler toplamının, üretim miktarına bölünmesiyle elde edilen tutardır. Kısa dönem ortalama maliyeti ve uzun dönem oratalam maliyeti olarak ikiye ayrılır. Kısa dönem ortalama maliyetleri genellikle uzun dönem ortalama maliyetlerinin üzerindedir.

OSİLATÖR :
Piyasanın aşırı alım ya da aşırı satış bölgesinde olup olmadığını belirleyen göstergelerdir. Fiyat grafiğinin altına çizilir. Osilatör yukarı uca eriştiğinde aşırı alım bölgesinde, aşağı uca eriştiğinde aşırı satım bölgesindedir.

ÖDEMELER DENGESİ :
Bir ülkenin yıl içinde dış ülkelere yaptığı ödemeler ile dış ülkelerden sağladığı gelirleri gösteren bilançodur.

ÖDENMİŞ SERMAYE (PAID-IN CAPITAL, SUBSCRIBED CAPITAL) :
Esas sermaye sistemine tâbi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.

ÖDÜNÇ VERİLEBİLİR FON ARZI (SUPPLY OF LOANABLE FUNDS) :
Kredi talebinde bulunan ekonomik birimlerin kredi gereksinimlerini karşılayabilmeleri için, bu birimlere ödünç olarak verilen fon miktarıdır. Bu fonlar, tasarruflar, ek kredi, dağıtılmayan kârlar, gömüleme çözülmesi ve menkul kıymetlerin satışından sağlanacak fonlar yoluyla sağlanabilir.

ÖDÜNÇ VERİLEBİLİR FON TALEBİ (DEDAND FOR LOANABLE FUNDS) :
Tasarruf ve gelirleri, harcama ve yatırımları için yaterli olmayan ekonomik birimlerin yaptıkları fon talebidir. Bireyler, devlet organları, işletmeler fon talebinde bulunan ekonomik birimlerin başında gelmektedirler.

ÖZEL BÜTÇE (SPECIAL BUDGET) :
Belediye, il özel idareleri ve köy bütçeleri ile yerel gelir ve giderleri kapsayan bütçe özel bütçeyi oluşturmaktadır. Özel bütçe, kanun niteliğinde olmayıp, diğer bütçeler gibi Maliye ve Gümrük Bakanlığı tarafından hazırlanmaz.

ÖZEL EMİR (SPECIAL ORDER) :
Büyük miktarlardaki alım-satım emirleridir. Özel emirlerin gerçekleşmesi Borsa yönetimi tarafından belirlenir.

ÖZEL FİNANS KURUMLARI :
Tasarruf sahiplerinin, banka mevduatına yatırmayıp yurt içinde ve dışında altın, döviz, bina gibi araçlarla değerlendirdikleri tasarruflarının üretim sürecine sokulması amacıyla kurulan ve "kâr-zarar" kavramlarına dayalı çalışan kurumlar.

ÖZELLEŞTİRME (PRIVATISATION) :
Mal ve hizmet üreten birimlerin mülkiyetinin ve yönetiminin, kamu sektöründen özel sektöre devredilmesidir. Özeleştirmenin başlıca amaçları; ekonomideki verimliliği arttırmak, serbest piyasa ekonomisinin gelişmesini sağlamak, hazine ve kamu kuruluşalrına ek fon sağlamak, kamu sektörünün dış finansman ihtiyacının en aza indirgenmesinin sağlamaktır.

ÖZEL SEKTÖR TAHVİLLERİ (PRİVATE SECTOR BONDS) :
Anonim şirketler tarafından çıkarılan borçlanma senetleridir. Vadeleri en az iki yıl olmak üzere serbestçe belirlenebilir ve sabit veya değişken faizli olarak ihraç edilebilir. Kupon ödemeleri yılda 1,2 ya da 4 defa olabilir.

ÖZERK BÜTÇE (AUTONOMOUS BUDGET) :
Genel ve katma bütçelerden bağımsız olarak hazırlanan ve parlamentonun onayından geçmeden uygulanan bütçelerdir. Özerk bütçeler kendilerine ait özel hukuk ve kuruluş kanunlarına göre düzenlenip, uygulanırlar.

ÖZSERMAYE (EQUITY CAPITAL) :
İşletmenin varlıkları ile borçları arasındaki farktır. Özsermaye bilançosunun pasifinde yer alıp, ödenmiş sermaye, dağıtılmamış kârlar ve her türlü yedek akçeden oluşur.

ÖZVARLIK (NET WORTH) :
İşletmenin sahip olduğu, sermaye olarak ayrılmış fonların tümüne verilen addır. Özsermayeden zararın çıkartılması iel elde edilir.

ÖZYÖNETİM (WORKS PARTICIPATION) :
İşçilerin veya işçi temsilcilerinin işletmenin yönetimiyle ilgili kararları alma, yönetime katılma hakkına sahip oldukları sistemdir. Bu sisteme göre, hangi malların, hangi tekniklerle, ne kadar ücretlendirileceği, hangi fiyattan, kimlere satılacağı, sağlanan gelirin nasıl değerlendirileceğine işçiler demokratik bir şekilde kendileri karar verirler.

PARA (MONEY) :
Mal ve hizmetlerin satın alınmasını sağlayan, mübadele aracı olan hazır bir satınalma gücüdür. Para sayesinde, ekonomide mallar kolayca el değiştirirler.

PARA ARZI (MONEY SUPPLY) :
Bir ülkedeki toplumun sahip olduğu ödeme araçlarının tümüdür. Bu araçlar; banknot, kaydi para ve madeni paradır. Fakat bazı ülkelerde hazine bonları, devlet tahvilleri, ticari senetler, vadeli mevduat hesapları da para arzı olarak kabul edilirler.

PARA BİRİMİ (MONETARY UNIT) :
Bir ülke parasının standart birimidir. Türk para birimi "Lira", Japonya para birimi "Yen" gibi.

PARA EKONOMİSİ (MONETARY ECONOMY, PECUNIARY ECONOMY) :
Değişim aracı olarak paranın kullanıldığı ekonomidir. Para önceleri mallarla temsil edilirken, zamanla malların taşıma zorluğu, dayanıksızlığı, değerini muhafaza edememesi gibi nedenlerden dolayı madeni para kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonraları altın ve gümüş kullanılmış, fakat zamanla yerini altın karşılığı sertifika ve banknotlara bırakmıştır. Ekonominin gelişmesiyle altın karşılığı olmayan kağıt paralar kullanıma girmiştir ve bankacılığın gelişmesiyle kaydi paraya geçilmiştir.

PARA EROZYONU (MONETARY EROSION) :
Enflasyonun etkisiyle paranın değerinde meydana gelen azalmadır.

PARA PİYASASI (MONEY MARKET) :
Kısa vadeli kredi işlemlerinin yapıldığı piyasadır. Bu piyasalarda kredi arzı, toplumun küçük ve kısa süre içinde kullanamayacağı paralardan; kredi talebi de işletmelerin ve küçük ekonomik birimlerin günlük ihtiyaçlarını karşılama isteklerinden oluşmaktadır.

PARA POLİTİKASI (MONETARY POLICY) :
Tam istihdamı sağlamak, enflasyonu önlemek, ödeme bilançosu açığını gidermek gibi makro ekonomik amaçları gerçekleştirmek üzere, ekonominin likiditesinin arttırılmasıdır. Bu ancak para miktarının değiştirilmesiyle sağlanır.

PARA SİSTEMİ (MONETARY SYSTEM) :
Ülkelerin, ülke paralarının yönetimi için kabul ettikleri sistemdir. Sistem, para arz ve talebini düzenleyen hukuk kuralları ve uygulamalrı ile belirlenir. Madeni para sistemi ve kağıt para sistemi olarak ikiye ayrılır.

PARA TALEBİ (MONEY DEMAND, DEMAND FOR MONEY) :
Belirli bir ülkede, belirli bir dönem içerisinde kişilerin ekonomik varlıklarını para olarak ellerinde bulundurma arzularıdır. Para talebi ile kişiler ellerindeki paraları başka varlıklara dönüştürebilirler.

PARAFİSKAL GELİRLER (PAYROLL TAX, PARAFISCALITY) :
Kamu niteliğindeki devlet kuruluşları (Ticaret odası, Sanayi odası,vb) ve sosyal güvenlik kuruluşları ( SSK, Bağkur, vb) tarafından toplanan kamu gelirleridir. Bu gelirler, devlet bütçelerine dahil edilmezler. Karşılıklarının olmaması bakımından harca benzerler.

PARAMETRE (PARAMETER) :
Parametre, cebirsel eşitlikteki sabit terimdir. Örneğin, y= 3x+5 şeklindeki bir ifade de 3 ve 5 birer parametredir.

PARANIN MARJİNAL FAYDASI (MARGINAL UTILITY OF MONEY) :
Kişilerin para stoklarına eklenecek kâr miktarının, kişinin likidite ihtiyacının tatmininde sağladığı ek faydadır.

PARASAL TABAN (MONETARY BASE) :
Dolaşımdaki para, banka nakit rezervleri ve Merkez Bankası'ndaki zorunlu karşılıkların toplamıdır.

PARASAL ÜCRET (MONEY WAGES) :
Üretim faktörüne katılan emek faktörünün para cinsinden ödenmesidir. Yâni, işçiye yaptığı işin karşılığının para olarak ödenmesidir. Parasal ücretin satınalma gücü, ekonomideki genel fiyat seviyesinde dayanır. Eğer fiyatlar seviyesindeki artış parasal ücretten fazla ise, satınalma gücü azalacak; artış parasal ücrettekine göre az ise, satınalma gücü artacaktır.

PASİF (LIABILITY) :
Parayla değerlendirilebilir borç ve yükümlülükler toplamıdır. Bir bilançonun pasifi, işletmedeki varlıkların hangi kaynaklardan sağlandığını ve işletmenin hukuki ve mali yapısını gösterir.

PAZAR PAYI (MARKET SHARE) :
Bir işletmenin ürettiği ürünlerin satışının, aynı endüstri alanında üretilen ürünlerin satışı içindeki payıdır.

PAZARLAMA (MARKETING) :
İşletmenin amacına ulaşması ve müşteriyi tatmin için, mal ve hizmetlerin üreticiden tüketiciye doğru olan akışına yön verilmesini sağlayan işletme faaliyetidir. Satış, dağıtımi reklam gibi doğrudan ve ürün farklılaştırılması, pazar araştırması gibi dolaylı faaliyetleri kapsar.

PERMİ (PERMIT, LICENCE) :
Kamu otoritelerinin ithal ve ihraç edilecek mallar, yurtdışına çıkarılacak döviz ve benzeri değerler için verdiği izin belgesidir.

PİLOT BÖLGESİ (PILOT REGION) :
Belirli bir konuda uygulanmaya konulması düşünülen bir modelin uygulama sonucunun daha kolay görülmesi amacıyla seçilen bölgedir. Bu uygulama sayesinde gelecekte karşılaşılabilecek problemleri önceden görmek mümkündür.

PİLOT ÜRETİM (PILOT PRODUCTION) :
Piyasaya yeni sürülecek bir mal ile ilgili olarak ortaya çıkabilecek çeşitli problemlerin önceden belirlenmesi amacıyla üretilen, tüketici ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmayan üretimdir.

PİYASA (MARKET) :
Bir malın alıcı ve satıcısının buluştukları yerdir. Burada para vererek mal ve hizmet talebinde bulunan alıcılar ile para karşılığı mal ve hizmet sunan satıcılar birbirleriyle kolaylıkla ilişki kurabilirler. İtalyanca "piazza" kelimesinden dilimize geçmiştir. Farsça "bazar" kökeninden gelen "pazar" terimi de piyasa anlamına gelir.

PİYASA ARZI (MARKET SUPPLY) :
Piyasadaki bütün satıcılar tarafından gerçekleştirilen mal ve hizmet arzıdır.

PİYASA DEĞERİ (MARKET PRICE) :
İktisadi bir değerin, o günkü alım satım değeridir. Rayiç olarakta adlandırılır.

PİYASA EKONOMİSİ (MARKET ECONOMY) :
Hangi mal ve hizmetin üretileceğine tüketicinin karar verdiği ekonomi türüdür. Üretilecek mal ve hizmeti talep belirler. Mala olan talep arttıkça, malın fiyatı da artacaktır. Bu da işletmelerin kâr maksimizasyonunu sağlar.

PİYASA FİYATI (MARKET PRICE) :
Sermaye piyasası aracının arz ve talebinin karşılaşması sonucunda oluşan fiyattır. Bu düzeyde arz ve talep eğrileri aynı noktada kesişirler.

PİYASA GÖZETİMİ (MARKET SURVEILLANCE) :
Borsa'da işlem gören menkul kıymetlerde gerçekleşen olağandışı fiyat ve/veya miktar hareketlerinin, sözkonusu borsanın ilgili birimi ve/veya piyasanın yasal düzenleyicisi konumunda olan kurum tarafından, yapay piyasa ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi yasal olmayan aktivitelerin tespit edilebilmesi amacıyla izlenmesi ve incelenmesidir.

PİYASA GÜÇLERİ (MARKET FORCES) :
Piyasada ürünün satış fiyatını ve miktarını belirleyen arz ve talep güçleridir.

PİYASA KAPİTALİZASYONU (MARKET CAPITILIZATION) :
Hisse senedi piyasasında, hisse senetleri işle gören firmaların çıkarılmış nominal sermayelerinin hisse fiyatları bazında piyasa değerini belirtir.

PİYASA TALEBİ (MARKET DEMAND) :
Piyasadaki tüketicilerin bir mal veya hizmete olan taleplerinin toplamıdır.

PİYASA TALEP EĞRİSİ (MARKET DEMAND CURVE) :
Kişilerin bir mala olan taleplerinin geometrik olarak tek tek toplanması suretiyle elde edilen eğridir.

PİYASA YAPISI (MARKET STRUCTURE) :
Piyasadaki satıcılar arasındaki rekabete dayanan ilişkileri belirleyen özelliklerden meydana gelmektedir. Piyasada faaliyet gösteren firmaların büyüklük oranları, alıcıların büyüklük oranı, mal farklılaştırma derecesi, piyasaya giren mallara konulan kısıtlamalar piyasa yapısını oluşturan başlıca özelliklerdir.

PLANLAMA (PLANNING) :
Planlama, belirli bir dönemde, belirli sosyo-ekonomik amaçlara ulaşabilmek için, önceden belirlenmiş araçları kullanarak bu işle görevlendirilmiş organlar tarafından belirli bir bölgede yürütülen faaliyetlerin tümüdür.

PLANLI EKONOMİ (PLANED ECONOMY) :
Kaynak kullanım kararlarının piyasa mekanizması yerine merkezi yönetim tarafından alındığı ekonomi türüdür. Kaynak kullanımını devlet belirler ve devlet kontrol eder. Planlı ekonomilerde ekonomik düzenlemeler hazırlanmış planlar çerçevesinde yapılsa da , ülkeler farklı ekonomik ve politik sitem uyguladıklarında planlar da bu sisteme göre değişecektir. Planlar emredici planlar ve yol gösterici planlar olarak ikiye ayrılır. Emredici planlarda ülkedeki bütün ekonomik faaliyetler planlar çerçevesinde yürütülürken, yol gösterici planlar kamu sektörü ve özel sektörüyle yapılır.

PLASMAN (PLACING) :
Paranın gelir getirici bir alacağa, bir gayrimenkule veya bir menkul değere ayrılmasıdır. Bankalar için ise, kredi kullandırımını ifade eder.

POLİÇE (BILL, DRAFT, TRADE BILL OF EXCHANGE) :
Alacaklı olan bir kişinin borçlusuna borcunu ödemesi için yazı yoluyla yolladığı ödeme emridir. Poliçe bir kredi aracıdır. Paranın transferini sağlar. Aynı zamanda bir tür paradır.

POLİTİK İKTİSAT (POLITICAL ECONOMY) :
İktisat ve siyaset ilmi kurallarını inceleyerek, bu kuralları devletin ekonomik rolünü belirlemek ve düzenlemek amacıyla birarada kullanan bilim dalına verilen addır.

PORTFÖY (PORTFOLIO) :
Bir yatırımcının sahip olduğu menkul kıymetlerin tümüne verilen addır.

PORTFÖY YATIRIMLARI (PORTFOLIO INVESTMENT) :
Yatırımcıların faiz veya kâr payı sağlamak amacıyla bono, tahvil, hisse senedi gibi kıymetli evrakları toplamalarıdır. Devlet tahvillerinin alımı portföy yatırımlarına bir örnektir.

PORTFÖY YÖNETİMİ (PORTFOLIO MANAGEMENT) :
Mali piyasalarda hangi yatırım araçlarına ne zaman, ne kadar para yatırılacağı ve bunların getirilerinin hakkındaki yönlendirme ve yönetim işlemlerinin vekil sıfatıyla yapılmasıdır.

POZİTİF İKTİSAT (POSITIVE ECONOMICS) :
İktisat ilminin olayları ve kişilerin davranışlarını objektif olarak gözlemlediği ve buna bağlı olarak kararlar aldığı iktisat türüdür.

PREFİNANSMAN :
İhracat, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgili mal ve hizmet alımının finansmanında kullanılmak üzere firmalarca, bizzat yurtdışındaki alıcıdan veya uluslararası piyasadan sağlanıp, Türkiye'deki bankalar veya özel finans kurumları aracılığı ile (garanti verilerek veya verilmeksizin) alışı yapılmak suretiyle kullandırılan azami 1 yıl vadeli kredilerdir.

PRİM (PREMIUM) :
İşin kapsamına göre asıl ücrete ek olarak yapılan ödemedir. Prim, işverenin isteği doğrultusunda veya sözleşme uyarınca yapılır. Teşvik edici bir ödüllendirme aracı özelliği taşır.

PRİMLİ TAHVİL (PREMIUM BOND) :
Tahvilin ihraç fiyatının, tahvil üzerinde yazılı olan nominal fiyattan düşük olması durumudur. Bu fark, primli tahvil şeklinde adlandırılır.

PROVİZYON (REMITTANCE FUND) :
Herhangi bir bankada hesabı bulunan bir kişinin, banka hesabından herhangi bir anda çekilebilen, hesap bakiyesinin ödemeye müsait olduğunun teyididir.

RAMBURSMAN (REAMBURSEMENT) :
Alınan bir borcun geri ödenmesi, bedeli ödenmesi şartıyla teslim edilen malın bedelinin yatırılması, başkası hesabına ödenen bir masrafın tahsisi gibi işlemler rambursman kavramı kapsamındaki işlemlerdir.

RANT (RENT) :
Bir üretim faktörü olan toprağın, belirli bir süre kullanımı için ödeme meblağdır. İktisadi anlamda ise, arzın sabit kalarak talebin artması ile artan fiyatlardan elde edilen gelirdir.

RANTABİLİTE (RENTABILITY) :
Bir işletmede belirli bir dönemde elde edilen kârın, aynı dönemde işletmede kullanılan sermayeye oranıdır.
[( Satılan miktar X Fiyat) - Satılan miktarın maliyet gideri ] / Sermaye şeklinde formüle edilebilir.

RASYO (RATIO) :
İşlemenin yapısı ve işletme faaliyetlerinin verimliliği hakkında bilgi veren rakamlardır. Rasyolar, işletme kararlarının etkinliğini arttırmaktadırlar.

REASÜRANS (REINSURANCE) :
Sigortacının yaptığı sözleşmelerden doğan riskleri kısmen veya tamamen başka bir sigortacıya devretmesidir. Reasürans, sigorta şirketinin aldığı riski taşıyamama ihtimali karşısında aldığı bir tedbir niteliğindedir.

REDEVANS (ROYALTY) :
Herhangi bir marka veya lisansın devredilmesi karşılığında tahsis edilen bedeldir.

REEKSPORT (REEXPORT) :
Bir ülkeye ithal edilen malların, çok fazla fiziki değişikliğe uğratılmaksızın başka ülkelere satılmasıdır. Ülkeler arası fiyat farklılıklarından yararlanmak amacıyla bu işlemde, yeniden ambalajlama gibi küçük değişklikler yapılır.

REEL DÖVİZ KURU (REAL EXCHANGE RATE) :
Nominal döviz kurunun, fiyat endeksine bölünmesiyel elde edilir. Deflasyon olarakta adlandırılan bu işlem, fiyatların artış etkisini ortadan kaldırmak amacıyla yapılır.

REEL FAİZ (REAL INTEREST RATE) :
Nominal faizin enflasyon oranıyla deflate edilmiş halidir.

REEL GELİR (REAL INCOME) :
Gelirin belirli bir dönemdeki satınalma gücüdür. Nominal gelirin fiyat endeksine bölünmesi ile bulunur.

REEL SERMAYE (REAL CAPITAL) :
Üretim sırasında kullanılan fiziki mal varlıklarıdır. Bina, fabrika reel sermayeye örnek olarak verilebilir.

REEL ÜCRET (REAL WAGE) :
Parasal ücretlerin genel fiyat endeksine bölünmesi ile elde edilir ve nominal ücretin satınalma gücünü gösterir. Nominal ücretteki artış, fiyatlar genel seviyesindeki artıştan fazla ise, reel ücret yükselmiştir. Nominal ücretteki artış, fiyatlar genel seviyesinden az ise, reel ücret düşmüş demektir. Artış aynı ise ücret değişmemiş demektir.

REEL YATIRIMLAR (REAL INVESTMENTS) :
Belirli bir ülkede, belirli bir dönem içerisinde ekonomide yeni üretim kapasitesini arttırmaya yönelik mevcut sermaye stokuna yapılan ilavelerdir.

REESKONT KREDİSİ (REDISCOUNT CREDIT) :
Bankaların, yeni plasman veya nakit gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla Merkez Bankası'ndan borçlu cari hesap veya senet iskontosu şeklinde talep ettikleri nakdi kredidir. Bu kredi, para politikasının uygulamasında oldukça etkilidir.

REESKONT ORANI (REDISCOUNT RATE) :
Bankalar Merkez Bankası'ndan kredi almak istediklerinde ellerindeki senet, bono gibi kıymetli evrakları Merkez Bankası'na vererek iskonto ettirirler. Merkez Bankası'nın bu işleme uyguladığı faiz reeskont oranıdır. Bu oranın yükselmesi kredi hacminin daralmasına, azalaması ise kredi hacminin genişlemesine neden olur.

REFLASYON (REFLATION) :
Deflasyon içindeki veya deflasyona kaymakta olan bir piyasanın tekrar dengeye getirilmesidir. Enflasyona neden olmaksızın istihdam hacminin arttırılmasına yönelik çabaları kapsar.

REFERANS FİYAT (REFERENCE PRICE) :
Bir hisse senedinin işlem görebileceği en üst ve en alt fiyat limitlerinin belirlenmesinde esas teşkil etmeyen, fiyat tescili yapılıncaya kadar üyelerce referans değer olarak kullanılması amaçlanan fiyattır. Sadece Rüchan Hakkı Kupon Pazarı’nda işlem görmeye başlayacakyeni pay alma kuponları için hesaplanır.

REGRESYON ANALİZİ (REGRESSION ANALYSIS) :
İki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla kullanılan istatistiksel bir analizdir. Amacı, bir değişkenden yararlanmak suretiyle diğer değişken için tahmin yapabilmektir.

REPO (REPURCHASE AGREEMENT) :
Menkul kıymetin geri alma vaadiyle satımı. Hazine bonosu, tahvil gibi menkul kıymetlerin önceden belirlenmiş bir fiyattan geri satın alınmasıyla gerçekleştirilen kısa vadeli bir mevduat toplama yöntemidir. Repo yapan parayı kullanan taraftır.

RESİM (DUTY) :
Bazen karşılıksız, bazen de bir hizmet karşılığı olarak alınan bir vergi türüdür. Örneğin ithalat damga resmi karşılıksız alınan; rıhtım resmi ise hizmet karşılığı alınan bir bedeldir.

RESMİ DÖVİZ KURU (OFFICIAL EXCHANGE RATE) :
Kamu otoriteleri tarafından belirlenen döviz kurudur. Resmi döviz kurunun piyasa döviz kurunun altında olması ithalatı teşvik eder, ihracatı ise engeller.

RESMİ MEVDUAT (PUBLIC DEPOSIT) :
Genel bütçeli kurumlara, katma bütçeli kurumlara, yerel yönetimlere, yasayla kurulmuş döner sermayeli kurumlara, sosyal sigorta kurumları gibi kurumlara ait hesaplardır.

RETRET (REDRAFT) :
Elindeki poliçeyi tahsil edemeyen muhatabın senet bedeline masraf ve faizleri de ekleyerek borçlulardan birine çektiği ikinci poliçeye verilen addır.

REVALÜASYON (REVALUATION) :
Bir ülke parasının hükümet kararı ile altın veya başka ülke paralarına göre değerinin yükseltilmesi şeklinde yapılan ayarlamalardır. Revalüasyona genellikle Merkez Bankası'nda ihtiyaçtan fazla altın ve döviz birikmesi durumunda batvurulur.

REYTİNG (RATING) :
İhraçcıların (şirket, devlet, vs.) ihraç ettikleri borç niteliğindeki menkul kıymetlerin (tahvil, finansman bonosu vs.) anapara ve faizini zamanında geri ödeme yeterliliğine ne ölçüde sahip olduklarını göstermek amacıyla bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan değerlemedir.

REZERV HAREKETLERİ (RESERVE MOVEMENTS) :
Ödemeler bilançosunun üleknin resmi rezerv ve borçlarını gösteren bölümüdür.

REZERV PARA (RESERVE CURRENCY) :
Ülkelerin ve uluslararası kuruluşların bulundurduğu döviz, altın gibi ödeme araçlarına verilen addır.

RİSTURN (RETURN, PATRONAGE DIVIDEND) :
Kooperatiflerde, dönem sonu elde edilen kârın ortaklara dağıtılan kısmıdır. Bu dağıtımın amacı, ortakların birbirlerinin sırtından haksız kazanç sağlamalarını önlemektir.

ROYALTİ (ROYALTY) :
Bir lisans veya ticari marka sahibinin sahip olduğu hakları bir başkasına devretmesi karşılığı aldığı bedeldir. Kiralanarak veya üretim birimi üzerinden verilebilir.

RÖPOR (CARRYING OVER) :
Vadesi gelmiş olan bir hesabın şartları değişmeksizin ileri bir tarihe uzatılmasıdır.

RSI GÖSTERGESİ -Relatif Güç İndeksi- (RELATIVE STRENGTH INDEX) :
RSI osilatörünün ana değeri, aşırı alım ve aşırı satım bölgelerinin belirlenebilmesi için üst ve alt sınırları sağlar. RSI osilatörünün değeri 0 ile 100 arasında dalgalanır. 70’in üzeri aşırı alım, 30’un altı ise aşırı satış bölgesidir.

RÜCU HAKKI (RIGHT OF RECOURSE) :
Müteselsil borçlarda, başkalarını da ilgilendiren bir borcu ödeyen kişinin, diğerlerinin payına düşen borçalrını kendisine geri ödemelerini istemesi hakkıdır.

RÜÇHAN HAKKI (PRE-EMPTIVE RIGHT) :
Bedelli sermaye artırımlarına mevcut ortakların ellerindeki hisseleri oranında öncelikle katılma hakkıdır.

RÜÇHANLI HİSSE SENEDİ (PREFFERED STOCK) :
Sermaye artırımına gidilen anonim şirketlerde, eski ortaklara şirketteki sermaye paylarıyla orantılı olarak yeni hisse senetlerinden verilmesi ile kişiye rüçhan hakkı tanınmış olur. Yeni çıkartılan bu hisse senetlerini alma hakkını kazandıran hisse senetlerine de rüçhanlı hisse senetleri denir.

SABİT DEĞERLER (SLOW ASSETS, FIXED ASSETS) :
Ev, bina, toprak, makina gibi kullanılan ve satış için elde tutulmayan taşınır ve taşınmaz değerlerin tümüne verilen addır.

SABİT GETİRİLİ MENKUL KIYMETLER (FIXED INCOME SECURITIES) :
Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.

SABİT KUR SİSTEMİ (FIXED EXCHANGE RATE SYSTEM) :
Döviz kurunun hükümet tarafından belirlendiği, olabilecek dalgalanmalara izin verilmeyen, döviz kurlarının sabit tutulduğu sistemdir. Sabit kur sistemi, altın para sistemi ve kontrollü kambiyo sistemi olarak sınıflandırılır.

SABİT MALİYETLER (FIXED COST; OVERHEAD COST; CONSTANT COST) :
Kısa dönemde işletmenin üretim seviyesine bağlı olmayan giderlerdir. Işletmenin üretim miktarı azalsa da, artsa da miktarı değişmeyen kaçınılmaz giderlerdir. Bina, makina, teçhizat giderleri sabit maliyetlerin başlıcalarıdır.

SABİT SERMAYE (FIXED CAPITAL) :
Bina, arsa, makina gibi itletme aktifinde bulunan ve amortisman hesabına giren varlıklar için yatırılan sermayedir. Bunlar hemen paraya çevrilemezler., süreklilik gösterirler. Makina, arazi, patent hakkı, her türlü donanım sabit sermaye unsurlarından bazılarıdır.

SABİT SERMAYE MALLARI (FIXED CAPITAL GOODS) :
Bina, makina gibi üretim sırasında uzun süre kullanılabilen dayanıklı mallardır.

SABİT SERMAYE YATIRIMLARI (FIXED CAPITAL INVESTMENTS) :
Bina, makina gibi üretim sırasında uzun süre kullanılabilen dayanıklı malların üretilmesi için yapılan harcamalardır.

SAFİ MİLLİ HASILA NET (NATIONAL PRODUCT) :
Ülkenin ekonomik durumunu ve refah seviyesini belirlemek amacıyla, gayrisafi milli hasıla'dan amortismanların çıkarılması yoluyla elde edilen değerdir.

SAĞLAM PARA (HARD CURRENCY, SOUND MONEY) :
Fiili satınalma gücü ve resmi değeri büyük oranda birbirine eşit olan paradır. Genellikle güçlü bir ekonomiye sahip ülkelerin paraalrı sağlam para kabul edilmektedir.

SAMURAİ :
Japonya'da ihraç edilen yabancı tahvillerdir.

SANAYİ (INDUSTRY) :
Hammaddeleri yapılmış madde haline getirmek için gerçekleştirilen üretim ve bu üretimde kullanılan araçların tümüne verilen addır. Sanayi, müteşebbis tarafından kâr elde etmek amacıyla kurulan mal ve hizmet üretimidir.

SATICI PİYASASI (SELLER'S MARKET) :
Satıcıların pazara hakim olduğu, istedikleri satış şartlarını alıcılara kabul ettirdikleri piyasa türüdür. Talebin arza oranla çok olduğu durumlarda, satıcılar piyasaya hakimdirler. Fakat talebiz az olduğu durumlarda, arz-talep dengesi bozulacağından, satıcıların piyasaya olan hakimiyeti de azalacaktır.

SATIŞ GARANTİSİ (UNDERWRITING) :
Şirketin finansal varlık ihracında yatırım bankalaının ihracı yapan şirketi güvence altına alacak şekilde bu şirketlere tanıdıkları garantidir. Piyasaya yeni çıkan menkul değerlerin satılamaması gibi olumsuzlukları önlemek amacıyla yapılır.

SATIŞ VERGİLERİ (SALES TAXES) :
Harcamalar üzerinden alınan bir tür dolaylı vergidir. Genel satış vergileri ve Özel satış vergileri olarak ikiye ayrılır. Genel satış vergileri, üretim esnasında mallar el değiştirirken alınırlar. Özel satış vergileri ise tüketim esnasında alınan vergilerdir.

SAVAŞ EKONOMİSİ (WAR ECONOMY) :
Savaş dönemlerinde tüm ekonomik kaynakların savaş için gerekli malların üretiminde kullanıldığı, fiyat belirleme ve üretim, bölüşüm, tüketim kararlarının tamamen devletin kontrolüne bırakıldığı ekonomik düzendir.

SEANS (SESSION) :
Bir menkul kıymet pazarında işlemlerin gerçekleştirilebileceği (başlama ve bitiş arasındaki) zaman aralığıdır.

SEKTÖR (SECTOR) :
Ekonominin faaliyet bölümleridir. Bu bölümlendirmenin ekonomik analizlerde ve teorik çalışmalardaki rolü büyüktür.

SELEKTİF KREDİ POLİTİKASI (SELECTIVE CREDIT POLICY) :
Kredi kaynaklarının ekonomik amaçların önceliğine göre dağıtılmasıdır. Krediler ilk aşamada gelişmesi gerekli sektörler için verilirler.

SENDİKA (TRADE UNION) :
İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlardır. Işçi sendikaları, işkolu esasına göre bir işyerindeki işçiler, işveren sendikaları da yine işkolu esasına göre bir işyerindeki işverenler tarafından kurulurlar.

SENDİKASYON KREDİSİ :
Bankanın ihracatçı müşterilerine kullandırmak üzere uluslararası bankalar piyasasında borçlanma yolu ile fonlama temin etmesine denir.

SERBEST BÖLGELER (FREE ZONES, FREE TRADE AREAS) :
Mal ve hizmetlerin gümrük vergisine bağlı olmaksızın serbestçe girdikleri ülkenin gümrük sınırları dışında kalan bölgelerdir. Mallar bu bölgelerde depolanabilir veya tekrar ihraç edilebilirler. Serbet limanlar, serbest ticaret bölgelerinin en yaygın olanıdır. serbest üretim bölgesi, ihracata yönelik hafif imalat sanayi üretiminin gerçekleştiği bölgelerdir. serbest üretim bölgelerinin serbest ticaret bölgelerinden farkı, bir üretim merkezi olmalarıdır.

SERBEST KREDİLER (UNTIED CREDITS) :
Kullanımına herhangi bir sınırlama getirilmeksizin, kullanımını kredi alan ülkenin belirlediği ülkelerdir. Bu tip kredileri, genellikle uluslararası bankalar verirler.

SERBEST MAL (FREE GOODS) :
Üretimleri için bir çaba harcanmayan, tüm ihtiyaçları karşılayacak kadar çok bulunan, fiyatı olmayan mallardır. Hava, serbest mallara en güzel örnektir.

SERBEST PİYASA EKONOMİSİ (FREE MARKET ECONOMY) :
Ekonomik faaliyetlerin tam rekabet şartlarında serbestçe yapılabildiği, arz ve talebin temel belirleyici kabul edildiği, ekonomik sorunların fiyat mekanizması ile çözülmeye çalışıldığı ekonomidir.

SERBEST REKABET (FREE COMPETITION) :
Tekelci işletmelerin devlet müdahalesinin olmadığı bir piyasadaki rekabetidir.

SERİ ÜRETİM (SERIAL PRODUCTION) :
Aynı maldan, aynı zamanda birden fazla üretilmesidir. Seri üretimde mamul sayısı azdır. Kısa zamanda tamamlanan bir serinin üretiminden sonra başka malın üretimine geçilir

SERMAYE (CAPITAL) :
Üretimde kullanılan kendisi de üretilmiş olan mal ve değerlerdir. Sermaye kavramı; yatırılmış para, yatırımdan kazanılan gelir ve varlıkların parasal değeri anlamında da kullanılmaktadır.

SERMAYE ARTTIRIMI (CAPITAL INCREASE) :
Bir şirketin esas sermayesine karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri ödendikten sonra genel kurul kararı ile yeni hisse senedi çıkarılarak şirket sermayesinin artırılmasıdır.

SERMAYE GİDERLERİ (FINANCIAL EXPENSES) :
İşletmenin banka, finansal kuruluş ve borç alınan üçüncü şahıslara ödediği faizdir. Finansman giderleri olarakta adlandırılırlar.

SERMAYE HESABI (CAPITAL ACCOUNT) :
Özel kuruluşlarla, kamu kuruluşlarının gerçekleştirdiği, kısa ve uzun süreli olan, uluslararası sermaye akımlarının ödemeler bilançosunda bulunduğu bölümdür. Sermaye hesabı, kısa süreli sermaye bilançosu, portföy yatırım bilançosu gibi alt bilançolara ayrılabilir.

SERMAYE İHRACI (CAPITAL EXPORT) :
Birikim yoluyla sağlanan sermaye fazlasının sermaye açığı olan ülkelere transfer edilmesi işlemidir.Gelişmiş ülkelerde kullanılmayan sermaye fazlası az gelişmiş ülkelere ihraç edilerek bu ülkelerin bundan yaralanmasını sağlamaktır.

SERMAYE İTHALİ (CAPITAL IMPORT) :
Sermaye açığı olan ülkelerin sermaye fazlası olan ülkelerden veya uluslararası finansman kuruluşlarından gerekli sermayeyi transfer etmeleri işlemidir.

SERMAYE KAZANÇLARI (CAPITAL GAINS) :
Menkul veya gayrimenkul sermaye varlıklarının satın alındıkları ve satıldıkları tarih arasındaki değer artışı ile sağlanan kazançtır.Bu varlıkların elde tutulma süresi bir yıldan az ise elde edilen kazanç ; bir yıldan fazla ise uzun süreli sermaye kazancı olarak adlandırılır.

SERMAYE KAZANÇLARI VERGİSİ (CAPITAL GAINS TAX) :
Menkul veya gayrimenkul sermaye varlıklarının satışından sağlanan değer artış kazançları üzerinden alınan vergidir.Bu vergilendirme varlığın elde tutulma süresine ve kazanç miktarına göre belirlenir.

SERMAYE MALLARI (CAPITAL GOODS) :
Makina , teçhizat ,fabrika , bina gibi başka malların üretiminde kullanılan mallardır.

SERMAYE PİYASASI (CAPITAL MARKET) :
Uzun vadeli finansman ihtiyaçlarının ve bunların karşılanması için yaratılmış finansal varlıkların alınıp satıldığı piyasadır.Sermaye piyasasının başlıca görevleri tasarruf oluşturmak , riske katlanmaktır.

SERMAYE PİYASASI KURULU (STOCK EXCHANGE COMMISSION) :
Türkiye'de sermaye piyasasını düzenlemek için çıkartılan 30 Temmuz 1981'de yürürlüğe giren sermaye piyasası kanunuyla kurulan merkezi Ankara'da bulunan kamu tüzel kitisidir.

SERTEN (CERTAIN) :
Kambiyo borsalarında uygulanan , bir ülke parasının değerinin başka bir ülke parası cinsinden ifade edilmesidir.

SERVET VERGİSİ (WEALTH TAX) :
Kişilerin belirli bir anda sahip oldukları her türlü menkul ve gayrimenkul mal ve paralardan oluşan servetleri üzerinden alınan dolaysız bir vergidir.Emlak vergisi imotorlu taşıt vergisi örnek verilebilir.

SICAK PARA (HOT MONEY) :
Bir ülkeden başka bir ülkenin mali kriz merkezlerine hareket eden kısa dönemli sermaye hareketleridir.Bunun nedenleri arasında arbitraj bulunur.

SIKI PARA POLİTİKASI (TIGHT MONEY POLICY) :
Enflasyonist dönemlerde uygulanan , piyasadaki para arzını azaltmaya yönelik politika tedbirleridir.Bu uygulama esnasında , emisyon ve kredi hacimlerinin daraltılması , reeskant , karşılık ve faiz oranlarının yükseltilmesi gibi önlemler alınır.

SINAİ ÜRETİM ENDEKSİ (INDUSTRIAL PRODUCTION INDEX) :
İmalat sanayinde, madencilik, elektrik ve gaz endüstrilerinde fiziksel üretim değerlerinin dönemsel olarak ölçülmesidir.

SİGORTA (INSURANCE) :
İleride olabilecek her türlü olay ve risk karşısında doğacak hasar ve zarara karşı önceden sağlanan teminat ve telafi olanağıdır. Sigorta sözleşmesi ile gerçekleştirilir. Sigortacı, sigorta yaptıran kişi, sigorta menfaati, sigorta tazminatı, riziko sigorta sözleşmesinin unsurlarıdır.

SİSTEM ANALİZİ (SYSTEM ANALYSIS) :
Daha iyi bir sistem tasarlanması ve geliştirilmesi amacıyla herhangi bir sisteme ve onun işlediği çevreye bağlı faktörlerin toplanması, düzenlenmesi ve değerlendirilmesi işlemleridir.

SON GİREN İLK ÇIKAR (LAST IN FIRST OUT) :
Bir stok değerlendirme yöntemi olan son giren ilk çıkar yöntemine göre, en son alınan malların ilk tüketileceği, ilk satın alınan mallarında son mevcut olarak kalacağı düşünülür.

SOSYAL FAYDA (SOCIAL BENEFIT) :
Alınan ekonomik kararlar sonucunda, toplumun refah seviyesinde meydana gelen artıştır. Bu kararlar devlet tarafından alınabileceği gibi, kişiler tarafından da alınabilir.

SOSYAL MALİYET (SOCIAL COST) :
Bir ekonomik faaliyetin topluma olan maliyetidir. Sosyal maliyetin faaliyeti yapan kişi ya da kurumun maliyetine eşit olması şart değildir.

SOSYAL MUHASEBE (SOCIAL ACCOUNTING) :
Belirli bir ülkenin, belirli bir dönemde milli gelir ve giderleriyle, ekonomik faaliyetlerini muhasebe tabloları ile açıklayamaya yarayan sistemdir.

SOSYAL PLANLAMA (SOCIAL PLANNING) :
Bir ülkenin beşeri altyapısını oluşturan toplum yapısının gelişmesinde ekonominin kalkınmasına yardım edecek şekilde sosyal, ekonomik, siyasi politikalar izlemek yoluyla düzenlemelerin planlanmasıdır.

SOSYAL YARDIMLAR (PUBLIC RELIEF) :
Ekonomik ve sosyal açıdan korunmaya muhtaç kişilere karşılık beklemeksizin insani, dini, sosyal ve ailevi gerekçelerle yapılan maddi desteklerdir.

SPEKÜLASYON (SPECULATION) :
Fiyatların ileride değişeceği ve bu fiyatlar üzerinden yapılacak alım-satım işlemlerinden bir kâr sağlanacağı beklentisiyle bugünden alım-satım işlemleri yapmaktır.

SPEKÜLATİF PARA TALEBİ (SPECULATIVE DEMAND FOR MONEY) :
Bir ülkede, belirli bir dönemde kişilerin ve firmalrın piyasanın nasıl bir biçim alacağını tahmin ederek bir çıkar elde etmek üzere para talebinde bulunmalarıdır.

SPEKÜLATÖR (SPECULATOR) :
Gelecekteki fiyat değişikliklerini tahmin ederek kâr elde etme amacıyla spekülasyon yapan kişilere verilen addır. Spekülatörlerin faaliyetleri özellikle ekonomik ve siyasi bunalım dönemlerinde bu bunalımın niteliğini arttırıcı rol oynayabilir.

SPESİFİK VERGİ (SPESIFIC TAX) :
İthal edilen maldan, malın ağırlığı, sayısı, adedi gibi fiziki ölçüler üzerinden alınan gümrük vergileridir. Spesifik vergiler ithal edilen malın niteliğini göz önüne almadığı için bazı olumsuz yanları vardır. Bu yüzden, spesifik vergi giderek daha az kullanılmaktadır. genellikle nitelik farkının önemli olmadığı mallar için kullanılırlar.

SPOT DÖVİZ İŞLEMLERİ (FOREIGN EXCHANGE SPOT TRANSACTIONS) :
Uluslararası döviz piyasalarında, belirli bir tarihte piyasada geçerli döviz kuru üzerinden yapılan döviz işlemleridir. Müşteri ve bankalara uygulanan spot işlemlerindeki döviz kuru iki günlüktür.

SPOT KREDİ :
Firmaların kısa süreli nakit ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kısa vadeli krediler. Kredi kullanıldığında, geri ödeme vadesinin ve faiz tutarının ne olacağı baştan belirlenmiştir.

SPOT PİYASA (SPOT MARKET) :
Ticaretin, nakit ödeme karşılığı anında teslim şeklinde gerçekleştiği piyasa türüdür.

SPRED (SPREAD) :
Bankaların döviz alım satım işlemlerinde, alım fiyatıyla satım fiyatı arasındaki farktır.

STAGFLASYON (STAGFLATION) :
Enflasyondaki durgunluk ve işsizliktir. İngilizce stagnation (durgunluk) ve inflation (enflasyon) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir kavramdır.

STANDART MALİYET (STANDARD COST) :
Üretim sırasında katlanılan giderlerin gerçek değerleri yerine standardını esas alarak yapılan maliyet hesaplama yöntemidir. Işletmeler, bu yöntemle gerçek üretim giderleri ile saptanmış standartları karşılaştırarak aralarındaki farkların analizini yaparak değerlendirmektedirler.

STANDART SAPMA (STANDARD DEVIATION) :
İstatistiksel bir serideki terimlerin, ne kadar sapma yaptıklarını ölçmeye yarayan bir istatistik ölçüsüdür. Bir serideki terimelrin, aritmetik ortalamadan farklarının kareli ortalamasıdır.

STAND-BY DÜZENLEMESİ (STAND-BY ARRANGEMENTS) :
Uluslararası Para Fonu ve istikrar programı uygulamakta olan üye ülkeler arasında sağlanan kredileri düzenleyen sözleşmedir.

STAND-BY KREDİSİ (STAND-BY CREDIT) :
Uluslararası Para Fonu'nun istikrar programı uygulamakta olan üye ülkelere, bu istikrar programını desteklemek amacıyla verdiği kredidir.

STATİK ANALİZ (STATIC ANALYSIS) :
Ekonomideki denge durumlarını incelemekte kullanılan analiz yöntemidir. Bu analiz sırasında, sadece belirli bir zamandaki denge durumu incelenir. Zaman boyutu yoktur.

STERİLİZASYON POLİTİKASI (STERILIZATION POLICY) :
Ülkeye giren veya ülkeden çıkan altın ve dövizin milli para miktarını ve fiyatlar genel seviyesini etkilemsini önlemek amacıyla uygulanan politikadır. Bu politikayı uygularken açık piyasa işlemlerinden yararlanılır.

STOK DEĞER ARTIŞI :
Belirli bir dönem içerisinde, ülke veya itletmede mevcut stokların toplam değerlerinde meydana gelen artıştır.

STOK DEĞER KAYBI (STOCK DEPRECIATION) :
Belirli bir dönem içerisinde, ülke veya işletmede mevcut stokların toplam değerlerinde meydana gelen azalmadır.

STOK DEVİR HIZI (STOCK TURNOVER) :
İşletmede mevcut stoklarla satın malın maliyeti arasındaki ilişkiyi gösteren orandır.

STOK KONTROLÜ (STOCK CONTROL) :
Üretim sırasında üretilen mamule dolaylı veya dolaysız olarak katılan her türlü fiziksel varlıkların ve mamulün maliyeti minimum olacak teklide belirlenmesi ve yönetilmesidir.

STOKLAMA (STOCKING) :
İşletmedeki hammadde, işletme malzemesi, yardımcı madde, yarı mamuller ve mamullerin saklanması ve korunmasıdır.

STOPAJ (WITHHOLDING TAX) :
Gelir vergisi borcunu mükellef yerine üçüncü bir kişi tarafından ödenmesidir. Devlet memurlarının gelir vergileri de maaşlarından kesilir.

SÜBVANSİYON (SUBVENTION, SUBSIDY) :
Hükümetin üreticileri korumak ve onları teşvik etmek amacıyla para veya parasal değere sahip şeylerle karşılıksız olarak yaptığı yardımdır.

SÜRÜ PSİKOLOJİSİ :
Büyük fiyat dalgalanmalarında küçük yatırımcıların bilinçsiz şekilde yüksek fiyattan alım yapmaları ya da panikle düşük fiyattan satış yapmalarıdır.

SWAP :
Faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ortaya çıkan riski en aza indirmek amacıyla geliştirilmiş işlemdir.

ŞEREFİYE (SPECIAL ASSEMENT) :
Kamu kuruluşları ve Belediyelerin gerçekleştirdikleri bayındırlık ve imar faaliyertlerinden dolayı değerinin artmasına yol açtıkları gayrimenkullerin sahiplerinden aldıkları bir tür harçtır.

ŞER'İ VERGİLER (RELIGIOUS TAXES) :
İslam hukuku esaslarına göre düzenlenmit zekat, ötür, hara., cizye vergileridir. Bunlar zorunlu vergilerdir.

ŞUBELER CARİ FAİZİ :
Bankaların genel müdürlüğü ile şubeleri arasındaki fon (para) hareketleri (borç ve alacak işlemleri) için kullanılan faiz. Şubeler Cari Faizi kredi faizlerinden düşük, mevduat faizlerinden ise yüksek bir orandadır.

ŞÜPHELİ ALACAKLAR (BAD DEBT) :
İşletmenin alacakları arasında bulunan fakat tahsil edilme şansı çok az olan alacaklardır.


Bu Sayfa 0 Saniyede Yuklendi.
610 Ziyaretci