Sozluk e i
E İ
EFEKTİF DÖVİZ : Merkez Bankasınca alım ve satımı yapılan ve Türk lirası olarak kurları belirlenen yabancı ülkelere ait kağıt paradır.
EFEKTİF TALEP (EFFECTIVE DEMAND) : Ekonomide, çeşitli mal ve hizmetleri satınalmak amacıyla harcanmış paradır. Ayrıca satınalma gücü ile mevcut olan talep anlamına da gelmektedir.
EFT (ELECTRONIC FOND TRANSFER ): Bankalararası TL fon akışının düzenlenmesi amacıyla kullanılan ulusal bir ödeme ağı.
EK İTHALAT VERGİSİ (IMPORT-SURCHARGE) : Döviz kurundaki istikrarı sağlamak ve ödemeler dengesi açığını kapatmak için konulan ek vergilerdir.
EKONOMETRİ (ECONOMETRICS) : İstatistik ve matematikten yararlanmak suretiyle, ekonomik olayların ölçülmesini sağlayan bir iktisat dalıdır. Ekonomik sorunlar önce kuramsal düzeyde incelenir ve belirli matematiksel bir modele yerleştirilir. Bu modelde bulunan değişkenler istatistiksel yöntemler uygulanarak hesaplanır ve veriler arasında fark olduğu takdirde, bu farkın nedenleri araştırılır.
EKONOMİ (ECONOMY, ECONOMICS) : Genel olarak ekonomi, sonsuz ihtiyaçları olan insan ile bu ihtiyaçları sağlamaya elverişli doğa arasındaki geçerli ilişkileri araştıran bilimdir.
EKONOMİK (ECONOMIC) : Kaynakların en düşük maliyet ve en yüksek fayda sağlayacak biçimde kullanılmasıdır.
EKONOMİK BÜYÜME (ECONOMIC GROWTH) : Belirli bir amaç doğrultusunda, birçok bakımdan ölçülebilen ve çoğunlukla ekonomideki üretim kapasitesinde olan artışı ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Ekonomik büyüme, toplam sanayi ürünü olarak büyüme, milli gelir toplam milli hasıladaki artış veya kişi başına düşen ürün miktarındaki artış şeklinde birçok bakımdan ölçülebilir. Ekonomik büyümenin ölçüm yollarından hangisinin daha verimli olduğu, ölçümün hangi amaçla yapıldığına bağlıdır.
EKONOMİK RANT (ECONOMIC RENT) : Üretim faktörünün üretime sağladığı yararın üzerinde gerçekleşen ödemedir. Iki çeşit rant mevcuttur. Tüketici rantı, tüketicinin malı satın alma sürecinde, almayı düşündüğü fiyatın altında almasıdır. Üretici rantı ise, üreticinin malını istediği fiyattan yukarıya satması ile gerçekletir.
EKSİK DEĞERLENMİŞ PARA (UNDER VALUED CURRENCY) : Eksik değerlenmiş para, yabancı para cinsinden değeri, serbest piyasa değerine veya uzun dönem içerisinde ulaşacağı değere göre düşük olan paradır. Mili paranın aşırı eksiltilmesi ya da değerlendirilmesi dış ticaret politikasında bir değişim uygulamasıdır. Paranın aşırı değerlendirilmesi ile, ithalat ucuzlarken, ihracat pahalılaşır. Develüasyonla da, ihracatın artırılması ve ithalatın azaltılması hedeflenmektedir.
EKSİK REKABET (INCOMPLETE COMPETITION) : Firmaların fiyatları bir dereceye kadar etkileyebildikleri rekabet durumudur. Bu durumda, piyasa tam rekabet yapısından çıkar. Eksik rekabet, tam rekabet ve monopol yapı arasındaki tüm durumlarda geçerlidir.
EMEK ARZI (LABOR SUPPLY) : Toplam nüfus içerisinden, ekonomik faaliyetlere katılmak isteyenlerin sayısıdır. Emek arzı, nüfusa, bu nüfus içerisinde çalışmak isteyenlerin sayısına ve bu kişilerin çalıştıkları saat sayısına göre farklılık gösterir.
EMEK DEVİR ORANI (LABOR TURNOVER) : Bir firmadan belirli bir dönemde, kendi istekleri veya başka bir sebeple çıkartılmış işçi sayısının, firmada çalışan işçi sayısına oranıdır. Emek devir oranı ne kadar yüksekse, firma için işgücü maliyeti de o kadar büyüktür.
EMEK PİYASASI (LABOR MARKET) : Çalışma koşulları ile ücretlerin belirlendiği piyasadır.
EMİR İYİLEŞTİRMESİ (ORDER IMPROVEMENT) : Alış emirlerinde fiyatların yukarıya, satış emirlerinde aşağıya çekilerek fiyat önceliğinin değiştirilmesidir.
EMİRLERDE GEÇERLİLİK SÜRESİ : Borsa emirlerinin geçerlilik süresi bir tam gün (2 seans) olarak belirlenmiştir.
EMİSYON (ISSUE -OF BANK-NOTES, SECURITIES, BILLS, ETC.-) : Hisse senedi, kağıt para, tahvil gibi değerlerin ilk kez piyasaya sürülmesidir. Tek başına kullanıldığında ise, genellikle devletin yetki verdiği bankaların piyasaya kağıt çıkarması anlamına gelmektedir.
EMİSYON HACMİ (BANK-NOTES ISSUED) : Devletin yetkili kıldığı banka tarafından piyasaya sürülmüş toplam kağıt para miktarıdır.
ENDEKS SAYILARI (INDEX NUMBERS) : Belirli bir yıl ile baz alınan yıl arasında geçen süre içinde fiyat, maliyet gibi konularda gerçekleşen değişimleri gösteren sayılardır. Tüketici fiyat endeksi, toptan eşya fiyat endeksi, sanayi üretim endeksi bunlara örnektir.
ENDEKSLİ TAHVİL (INDEX-LINKED BONDS) : Enflasyonun tahvillerde yazılı değeri aşındırmasını önleyerek, tahvil sahiplerinin zarara uğramamaları için çıkartılan bir tahvil türüdür. Bu tip tahvillerde, ana para ve faizi altın, döviz gibi bir değer ölçüsüne bağlanarak, ödeme günü geldiğinde tahvilin değeri bu ölçülere göre saptanarak ödeme yapılır. Böylece tahvil sahibi enflasyondan etkilenmemit olur.
ENDOJEN VE EGZOJEN DEĞİŞKENLER (ENDOGENEOUS AND EXOGENEOUS VARIABLES) : Endojen değişken, değeri modelin içerisinde belirlenip açıklanan; egzojen değişken ise değeri modele dışarıdan verilen değişkendir. "İçsel ve dışsal değişkenler" olarakta ifade ifade edilirler.
ENFLASYON (INFLATION) : Bir ülkede fiyatlar genel seviyesinin sürekli yükselmesi, paranın satınalma gücünün sürekli azalması durumudur. Sürekli enflasyon ülkenin ekonomik, toplumsal olmak üzere bütün kesimini etkileyebilir.
ENFLASYON RİSKİ : Enflasyon nedeniyle yatırımcı tarafından arzulanmayan bir reel getiri oranının gerçekleşme olasılığını ifade eder.
ENFLASYON SARMALI (INFLATION SPRIAL) : Bir kez başladığında kendi kendini büyüterek gelişen enflasyondur. Bu gelişim şöyle gerçekleşmektedir: fiyatların artması maliyetlerin artmasına, bu da fiyat seviyesinin daha da artarak sürecin bu şeklide gelişmesine yol açar.
ENFLASYONİST AÇIK (INFLATIONARY GAP) : Ekonomide mevcut toplam talebin toplam arzdan daha fazla olmasından dolayı ortaya çıkan açıktır. Böyle durumlarda, eğer toplam talep arz seviyesine indirilemezse veya toplam arz talebi karşılayacak kadar yükseltilemezse, fiyatlar yükselir.
ENVANTÖR (INVENTORY) : Belirli bir tarihe ilişkin borç, alacak ve varlıkların miktarlarının ve değerlerinin, sayım, kontrol ve düzeltme yaparak saptanmasıdır.
ERGONOMİ (ERGONOMICS) : İnsanın fiziksel gücünün üretimde kullanılması için gerekli koşulları inceleyen bilim dalıdır. Amacı, maksimum işgücü ve sermaye üretmek için en elverişli fiziksel ortamı sağlamaktır.
ESNEK ARZ (ELASTIC SUPPLY) : Esnek arz, arzın fiyatta meydana gelen değişmelere rağmen, daha büyük oranda değişmemesi şeklinde tanımlanmaktadır.
ESNEK TALEP (ELASTIC DEMAND) : Esnek talep, talebin fiyatta meydana gelen artış veya azalış neticesinde, fiyattan daha büyük oranda artması veya azalması şeklinde tanımlanmaktadır.
ESNEKLİK (ELASTICITY) : Bir değişkenin diğer bir değişkendeki artma veya azalma karşısında gösterdiği duyarlıktır. Örneğin, bir malın fiyatı % 10 artarsa, o malın talebi de % 10 azalır. Fakat piyasa şartları her zaman böylesine normal bir esneklik göstermez.
EŞEL MOBİL (ESCALATOR PRINCIPLE) : Eşel mobil, sabit gelirli kişilerin satınalma güçlerinin enflasyon dolayısıyla azalmasını önleyen bir sistemdir. Bu sisteme göre, belirli bir dönemde enflasyon % 50 artıyorsa, sabit gelirli kişilerin satın alma güçleri de % 50 oranında artmaktadır.
EURO : Maastricht anlaşması uyarınca, gerekli kriterleri yerine getiren Avrupa Birliğine üye ülkelerin 1999 yılı itibariyle kaydi olarak kullanmaya başladığı para birimi. Daha sonraki dönemde dolaşıma da sürülmesi planlanan bu para birimi Avrupa Birliğine üye tüm ülkelerin ortak para birimi haline gelecek.
EUROCHEQUE : Avrupada nakit kullanmadan alışveriş imkânı sağlayan, çek ile ödeme sistemi.
EURO TAHVİL (EUROBOND) : Uzun vadeli ve sabit faizli olup, uluslararası piyasalarda alım satımı yapılabilen uluslararası bir menkul değerdir. Bu tip tahvillerin ulusal piyasada mevcut menkul kıymetler borsasında kote edilme gibi bir zorunluluğu yoktur. Euro-tahvillerin işlem gördüğü yâni alım-satımının yapıldığı piyasaya euro-tahvil piyasası denilmektedir.
EVALÜASYON : Bankaların kayıtlarında sabit kur üzerinden geçirilen dövizlerin her ay sonunda geçerli cari kura göre düzenlenmesi işlemediri.
EXIMBANK (EXPORT-IMPORT BANK) : İhracatta kredi kolaylıkları sağlayan, ithalat ve ihracatta uzmanlaşmış finansal bir kurumdur.
FAİZ (INTEREST) : Belirli bir paranın, belirli bir süre için iade şartı ile kullanılmasına karşılık verilen tutara verilen addır.
FAİZ ARBİTRAJI (INTEREST ARBITRAGE) : Fonların, iki mali piyasa arasında mevcut kısa süreli faiz oranı farkından yararlanmak için, kısa süreli yabancı menkul kıymet alım satımında kullanılmasıdır.
FAİZ DIŞI FAZLA : Faiz dışı fazla toplam gelirlerle faiz harcamaları dışındaki diğer harcamalar arasındaki farktır. Bütçe toplamda açık verse dahi, bütçe açığı faiz harcamalarından daha düşükse, faiz dışı fazla veriliyor demektir. Daha açık bir ifadeyle, faiz dışı fazla verildiğinde, vadesi gelen borçlar yeniden borçlanarak ödeniyor. Borçların faizlerinin ise bir kısmı yeniden borçlanılmak zorunda kalınıyor. Kalanı gelirlerle karşılanıyor.
FAİZ ORANI (RATE OF INTEREST) : Faiz miktarını shesaplayabilmek amacıyla, paranın çarpının % cinsinden değerdir.
FAKİRLEŞEN BÜYÜME (IMMISERIZING GROWTH) : Ekonomik büyümenin dış ticareti olumsuz etkileyerek ülkeyi fakirleştirmesidir. Burada ülkenin ihraç mallarının dış talep fiyat esnekliğinin derecesi öenmlidir. Çünkü bu fiyat düşük ise, ülkenin fakirleşen büyüme yaşaması mümkümdür.
FAKTORİNG (FACTORING) : Faktoring, alacak hakkı başka bir kuruluşa likit fon karşılığında devredilmek suretiyle gerçekleşen işlemdir. Bunun yanısıra, firmalara vadeli satış bedellerini vadesinden önce thsil etme imkanı sağlayan finans kuruluşlarına da "faktoring" denilmektedir. Bu firmalar, vadeli satış yapmış şirketlerin fatura edilmiş alacaklarını peşin fakat iskontolu olarak satın alırlar ve vadesi geldiğinde alacağı kendileri tahsil ederler.
FAKTÖR (FACTOR) : Bütünü oluşturan unsurların her biri; üretim unsurları ve acenta, komisyoncu şeklinde çeşitli anlamlara gelmektedir.
FASON İHRACAT (FASON EXPORT) : Bir ülkedeki ihracatçı firmanın yabancı bir ihracatçı firmanın talebi üzerine mal üretimi yaparak, bu malları yabancı firmanın pazarlarına ihraç ederek gerçekleştirilen ihracata verilen addır.
FAYDA (UTILITY) : Mal veya hizmetelerin ihtiyaçları giderme özelliğidir. Kullanma değeri olan birşeye faydalı, kullanma değeri olmayan bir şeye ise faydasız denilmektedir.
FAYDA-MALİYET ANALİZİ (COST-BENEFIT ANALYSIS) : Bu analiz, yatırım projelerinin net cari değerini iskontolamak suretiyle, projenin maliyet ve faydasını değerlendirmeye yarayan bir tekniktir. Fayda-maliyet analizi ile, bir yatırım yapılıp yapılmayacağına karar verilir.
FED (FEDERAL RESERVE BANKS) : ABDde 1913 yılında çıkarılan Federal Reserve yasası ile kurulan sistem içerisinde yer alan bankalardır. Bu sisteme içerisindeki bankaların oluşturduğu organizasyon ABDnin Merkez Bankası FEDi meydana getirmiştir. FED farklı bir yapıyla meydana gelmiş olmasına rağmen bir merkez bankasının sahip olduğu tüm fonksiyonlara sahiptir.
FESİH (ABOLITION) : Ortaklık faaliyetlerinin esas sözleşme şartlarına bağlı olarak ya da kanunlarda belirtilen şartlardan birinin gerçekleşmesi halinde sona erdirilmesidir. Sözkonusu durum gerçekleştiğinde Ortaklık hisse senetleri Borsa kotundan da çıkarılır.
FIRSAT MALİYETİ (OPPORTUNITY COST) : Üretim unsurlarının bazı işlerde kullanılmasından dolayı, kaçırılan fırsatların oluşturacağı maliyettir.
FISHER ENDEKSİ (FISHER'S IDEAL INDEX) : Paranın değerinin ölçülmesinde kullanılması öngörülen I. Fisher tarafından geliştirilmiş olan fiyat endeksidir.
FİNANSAL KİRALAMA -LEASİNG- (FINANCIAL LEASING) : Bir yatırımcı ile bir leasing şirketi arasında yapılan sözleşme gereğince, yatırımcının seçmiş olduğu yatırım malının leasing şirketince kiralanarak, belirli bir kira karşılığında yatırımcının kullanımına sunumunu sağlayan finans metodudur. Kiralanan malın mülkiyeti sözleşme müddetince, leasing şirketindedir.
FİNANSAL RASYOLAR (FINANCIAL RATIOS) : Rasyo, iki değerin birbirine olan oranıdır. Finansal rasyolar ise, fon ihtiyacının ve işletmenin ne denli iyi bir finansal yapıya sahip olduğunun belirlenmesinde kullanılan finansal analiz araçlarından biridir. Bunlar, % cinsinden veya birbirlerinin katını belirten değerler olarak ifade edilmektedirler. Cari aktifler/cari borçlar; ortalama borçlar/alacaklar; sabit değerler/ öz sermaye; satışlar/stoklar; cari borçlar/özsermaye; satışlar/net döner sermaye; satışlar/özsermaye ; hızla nakite dönüştürülebilen cari aktifler/cari borçlar finansal analizlerde kullanılan rasyoların başında gelmektedirler.
FİNANSLAMA (FINANCING) : Üretim, yatırım ve satış faaliyetlerinin yapılması için gerekli parasal değerlaerin sağlanması, ödenmesi gibi para bulma ve kullanma etkinliklerinin tümüdür. Özel sektör bu faaliyetleri, bankalar ve finans kuruluşlarından sağladığı fonlar yardımıyla gerçekleştirirken; kamu sektöründe ise dış borçlanma, emisyon, menkul kıymet ihracı gibi kaynaklardan sağlanan fonlardan yararlanılmaktadır.
FİNANSMAN BONOSU (COMMERCIAL PAPERS) : Şirketlerin kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılamak için borçlu sıfatı ile düzenleyip ihraç ettikleri emre veya hamiline yazılı çıkardıkları teminatsız senetlere verilen isimdir.
FİYAT (PRICE) : Bir mal veya hizmet elde etmek için verilen belirli miktar para veya maldır.
FİYAT ADIMI (PRICE INCREMENT-tick-) : Her hisse senedi için fiyat adımları belirlenir. Belirlenen bu fiyat adımları bir defada gerçekleştirilebilecek en küçük fiyat değişimini ifade eder. Bu adımlar baz fiyat aralığına göre belirlenir. İMKBde Baz fiyat aralığına göre fiyat adımları aşağıdaki gibidir: 10-1000 TL - 10 TL. 1.025-2.500 TL - 25 TL. 2.550-5.000 TL - 50 TL. 5.100-10.000 TL - 100 TL. 10.250-25.000 TL - 250 TL. 25.500 -50.000 TL - 500 TL. 51.000-100.000 TL - 1.000 TL. 102.500-250.000 TL - 2.500 TL. 255.000- 500.000 TL - 5.000 TL. 510.000 TL ve üstü - 10.000 TL.
FİYAT / KAZANÇ ORANI (PRICE / EARNING RATIO) : Sermaye sahiplerinin sahip oldukları pay senetlerinden gelir beklentileri ile ilgili bir orandır. Bu oranda hedeflenen değer 10 ve 15 arasında bir değerdir. Fiyat/Kazanç oranı aşağıdaki formüller ile hesaplanır: Hisse Senedinin Dönem Sonu Fiyatı / Dönem Hisse Başına Kazancı Şirketin Dönem Sonu Piyasa Değeri / Şirketin Dönem Net Karı
FİYAT DESTEKLEMESİ (PRICE SUPPORT) : Devletin müdahalesiyle, fiyatların daha önce belirlenmiş olan düzeyin altına düşmesinin engellemesidir. Asgari ücret ve taban fiyat uygulamaları fiyat desteklemelerine örnektir.
FİYAT DIŞI REKABET (NON-PRICE COMPETITION) : Firmaların satış ve kârlılığı için fiyat rekabeti şarttır fakat firmalar promosyon, kârın kalitesi gibi uygulamalarla fiyat dışı rekabet yapabilirler.
FİYAT DÜZEYİ (PRICE LEVEL) : Mal ve hizmet fiyatlarının ekonomideki genel seviyesidir.
FİYAT ENDEKSLERİ (PRICE INDICES) : Malların belirli bir dönemdeki fiyatlarını baz alarak daha sonraki dönemlerde bu fiyatları baz alınan fiyatlara göre oranlayarak, fiyatların ne denli azalıp arttığını gösteren endekstir. Toptan eşya ve tüketici fiyat endeksleri olarak ikiye ayrılır.
FİYAT ETKİSİ (PRICE EFFECT) : Fiyatta meydana gelen değişmeden dolayı satın alınan mal miktarında meydana gelen toplam değişmedir. Fiyat etkisi ikame ve gelir etkisi olarak incelenir. Fiyat yükseldiği zaman satın alınan mal miktarı azalır; fiyat azaldığı zaman ise miktar artar.
FİYAT İSTİKRARI (PRICE STABILITY) : Enflasyonist fiyat değişikliklerine fırsat tanımayarak,paranın satın alma gücünün, üretim, yatırım ve istihdam seviyelerinin korunmasıdır. Tam istihdamın ve ödemeler dengesinin sağlanması fiyat istikrarının başlıca amaçlarından biridir.
FİYAT MARJI (PRICE RANGE) : Bir hisse senedinin seans içinde önerilebilecek en düşük (taban) ve en yüksek (tavan) fiyat aralığını oluşturur. Fiyat marjı her hisse için baz fiyatın %10 altı ve üstü şeklinde otomatik olarak hesaplanır.
FİYAT POLİTİKASI (PRICE POLICY) : Bir firma veya ekonomiyi yöneten kişilerin fiyatları istenilen seviyede tutmak için sergiledikleri genel tutumdur.
FİZİBİLİTE (FEASABILITY) : Herhangi bir yatırım veya projenin, sağlayacağı kazanca değer olup olmadığının saptanması için yapılan çalışmalardır.
FON (FUND) : Belirli bir alanda gerçekleştirilecek faaliyet için ayrılmış para veya yerine geçebilecek değerlerin tümüdür.
FONKSİYON (FUNCTION) : Bağımsız değişkenin kat sayıları ile beraber bağımlı değişkenin değerini belirlemesinin kantitatifsel olarak yorumlanmasıdır. Y= f(x) şeklinde ifade edilir. Burada y bağımlı, x bağımsız değişkeni simgeler.
FONKSİYONEL BÜTÇE (FUNCTIONAL BUDGET) : Devlet gelirlerinin, devletin eğitim, sağlık gibi gerçekleştirdiği işlevlere göre dağıtılacak miktarları öngören bütçeye verilen addır.
FORFAITING : Vadeli mal ve hizmet ihracatından kaynaklanan senetli alacak haklarının, "forfaiting şirketi adı verilen finansal kuruluşlar tarafından satın alınma işlemi.
FORMASYON : Teknik analizde kullanılan bu terim, fiyat grafiğinin belirli bir dönem içinde çizdiği şeklin bilinen bir geometrik şekile benzemesini ifade eder. Fiyat formasyonları bir tahmin değeri taşır.
FORWARD İŞLEMLERİ (FORWARD TRANSACTIONS): Döviz piyasalarında gerçekleştirilen vadeli işlemlerdir. Para birimlerini gelecekteki bir tarihte değiştirilmek üzere yapılan kontrata dayanır.
FREKANS DAĞILIMI (FREQUENCY DISTRIBUTION) : Belirli bir değişken baz alınarak hesaplanan, istatistiksel olarak sunulan dağılımdır. Kesikli ve sürekli frekans dağılımları olarak ikiye ayrılırlar.
FUTURES PİYASALARI (FUTURES MARKETS) : Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.
GARANTİ MEKTUPLARI (LETTERS OF GUARANTEE) : Ticarette, karşı tarafa iş yapma konusunda güvence vermek amacıyla verilen mektuplardır. Teminat mektupları ve dış garantiler olarak ikiye ayrılırlar.
GARANTİSİZ TİCARİ BORÇLAR (NON-GUARANTEED SUPPLIER'S ) : Resmi kurumlara verilmit bir garanti veya sigortası bulunmaksızın gerçekleştirilen ithalatta, ithal bedelinin döviz yetersizliğinden dolayı ödenemeyerek oluşan borçlardır.
GAYRİ KABİLİ DEVİR AKREDİTİF (NONTRANSFERABLE LETTER OF CREDIT) : Gayri kabili devir akreditif, akreditif lehdarının başka kişilere devrinin mümkün olmadığı akreditif tipidir.
GAYRİ KABİLİ RÜCU AKREDİTİF (IRREVOCABLE LETTER OF CREDIT) : Gayri kabili rücu akreditif, süresinden önce banka veya müdürün onayı alınmadan değiştirilmesi ve iptali mümkün olmayan akreditiftir. Teyitli ve teyitsiz olarak ikiye ayrılır. Teyitlide ithalatçı, ihracatçı, banka ve muhabir banak sorumluyken; teyitsizde yabancı banka sorumlu değildir.bu tip akreditif, ihracatçı yönünden güvenilirdir.
GAYRİMENKUL MALLAR (IMMOVABLE PROPERTY) : Değerini ve niteliğini yitirmeksizin bir yerden başka bir yere götürülemeyen mallardır. Taşınmaz mallar da denilmektedir. Ev, arazi, apartman, gibi malları kapsar.
GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIKLARI (REAL ESTATE INVESTMENT TRUSTS) : Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.
GAYRİSAFİ DEĞİŞİM TİCARET HADLERİ (GROSS BARTER TERMS OF TRADE) : İthalat miktar endeksinin ihracat miktar endeksine olan oranıdır. Bu oranın artması bize daha çok ithalat yapılabileceğini göstermektedir.
GAYRİSAFİ FAİZ (CROSS INTEREST) : Sermayenin kullandırılması karşılığında sağlanan vergi öncesi faizdir.
GAYRİSAFİ KÂR (GROSS PROFIT) : Belirli bir dönemde gerçekleştirilen net satışlardan, satılan malın maliyetinin çıkartılması suretiyle hesaplanan kârdır.
GAYRİSAFİ MİLLİ HARCAMA (GROSS NATIONAL EXPENDITURE) : Bir ülkede belirli bir dönem içinde tüketilen mal ve hizmet miktarıyla gerçekleştirilen yatırımlardır. Bu değerden vasıtalı vergiler düşüldüğünde, ülke harcamaları bulunur.
GAYRİSAFİ MİLLİ HASILA (GROSS NATIONAL PRODUCT -GNP- ) : Bir ülkede belirli bir dönem içinde üretilen son malların değerlerinin ya da katma değerlerinin toplamıdır.
GAYRİSAFİ MİLLİ ÜRÜN (GROSS INVESTIMENT) : Belirli bir dönemde bir ekonomi veya bir firmada yapılan yatırım giderlerinin tümüne verilen addır. Bu harcamalara, eskiyen veya aşınan yatırımlar için yapılan harcamalarda dahildir.
GAYRİSAFİ YURTİÇİ HASILA(sabit fiyatlarla) (GROSS NATIONAL PRODUCT,AT CONSTANT PRICES) : Gayrisafi Milli Hasıla'da meydana gelen değişimleri belirlemek için, belirli bir yılı baz alarak bu yıla göre yapılan hesaplarla bulunan hasıladır.
GEÇİCİ İHRACAT (PROVISORY EXPORTATION) : Bir ürünün nihai bir ürün olabilmesi amacıyla gerekli işlemlerinin gerçekleşmesi için geçici olarak yurtdışına gönderilmesidir.
GEÇİCİ KABUL (TEMPORARY ADMISSION) : İhraç edilmek için üretilen bir nihai malın üretimi sırasında kullanılacak girdilerin gümrüksüz olarak ithal edilmesidir.
GEÇİNME ENDEKSİ (COST OF LIVING INDEX) : Fiyatlardaki değişimlerin, kişilerin geçinme imkanlarını ne denli etkilediğini saptamak için hesaplanan endekstir.
GELECEKTEKİ DEĞER : Bugünkü bir paranın, belli bir faiz oranı üzerinden belirli bir süre sonunda ulaşacağı değer.
GELİR ÇARPANI (INCOME MULTIPLIER) : Gelirde meydana gelen artışın, otonom giderlerde meydana gelen artışa olan oranıdır.
GELİR ETKİSİ (INCOME EFFECT) : Herhangi bir mal veya hizmet fiyatında gerçekleşen değişimin, ilk olarak tüketici geliri ve daha sonra diğer mal ve hizmet talebine yansımak suretiyle ortaya çıkardığı durumdur.
GELİR TABLOSU : Şirketlerin mali tablolarından birisidir. Gelir tablosu şirketin dönem içindeki satışları, satışların maliyetlerini, faaliyet giderleri, faaliyet dışı gelir-gider, vergi karşılıkları ve kar/zararı gösterir.
GELİR TİCARET HADLERİ (INCOME TERMS OF TRADE) : Gelir ticaret hadleri, net değişim ticaret hadlerinin ihracat hacim endeksi ile çarpımı sonucu bulunur. Bu terim, ithalat kapasitesi endeksi olarakta ifade edilmektedir.
GELİR VERGİSİ (INCOME TAX) : Gerçek kişilerin genellikle bir yıl gibi belirli bir dönem içerisinde elde ettikleri net gelirlerden alınan vergidir. Bu vergi alınırken, yükümlünün kişisel veya ailesel pozisyonu gözönüne alınır.
GENEL BÜTÇE (GOVERNMENT BUDGET) : Genel bütçe, devleti oluşturan kurum ve kuruluşların bütçelerinin tamamıdır.
GENEL DENGE (GENERAL EQUILIBRIUM) : Bütün ekonomik kesimlerin ve birimlerin yarattığı mal ve hizmetlerin arz, talep ve fiyatlarının birbirleriyle tutarlı olmasıdır.
GEOMETRİK DİZİ (GEOMETRIC PROGRESSION) : Geometrik dizi, sabit bir oranda artma veya azalma gösteren seridir. Örneğin, 3,9,18,36,72... gibi
GEOMETRİK ORTALAMA (GEOMETRIC MEAN / GEOMETRIC AVERAGE) : Geometrik ortalama, (n) kadar terimin oluşturduğu bir istatistik serisinin, mevcut terimlerin birbirleri ile çarpımlarının (n). Dereceden köküdür.
GETİRİ ENDEKSLERİ (RETURN INDICES) : Hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişimlerin yanı sıra şirketlerin ödedikleri kar paylarını da dikkate alarak hesaplanan endekslerdir.
GİDER (OUTLAY, EXPENDITURE) : İktisadi bir kuruluşun, mal ve hizmet üretmek, faaliyetini devam ettirebilmek veya bulara sahip olabilmek için para ya da benzeri değerleri elden çıkartmaları olarak ifade edilmektedir.
GİDER VERGİLERİ (OUTLAY TAXES) : Servet veya gelirin harcanmasından doalyı alınan vergilerdir. "İktisadi veya hukuki muamele vergileri" ve "genel ve özel gider vergileri" olarak ikiye ayrılmaktadırlar.
GİRDİ-ÇIKTI ANALİZİ (INPUT-OUTPUT ANALYSIS) : Sağlam bir planlama yapabilmek için, şirketin satın aldığı mal ve hizmet miktarı ile sattığı mal ve hizmetler arasındaki ilişkinin analizinde kullanılan yöntemdir.
GİRDİ-ÇIKTI KATSAYISI (INPUT-OUTPUT COEFFICIENT) : Xü=aü.X şeklinde ifade edilen ve girdi- çıktı analizinde yer alan aü katsayısına verilen addır.
GİRİŞ VE ÇIKIŞ (ENTRY AND EXIT) : Yeni şirketlerin piyasada mevcut bir sanayi dalına katılmaları ve eski şirketlerin ise herhangi bir nedenden dolayı (iflas, tasfiye, vb.) mevcut bir sanayi dalından ayrılmalarıdır.
GİZLİ ARTAN ORANLILIK (DISGUISED PROGRESSIVITY) : Bir verginin yapılan bazı indirim ve eklemeler sonucu artan oranlı bir vergi haline gelmesidir.
GİZLİ ENFLASYON (HIDDEN INFLATION) : Fiyatların çok yavaş artmasından dolayı, para değerinde meydana gelen düşüşün faiz politikası ile dengelenebildiği enflasyon ortamıdır.
GİZLİ FİYAT ARTIŞI (HIDDEN PRICE INCREASE) : Fiyatların sabit kalmasına rağmen, mal ve hizmetin miktar veya kalitesinde meydana gelen azalmadır. Örneğin ekmeğin fiyatının değişmemesine rağmen boyutunun küçültülmesi gibi.
GİZLİ İHTİYAT (SECRET RESERVE) : Varlıkların değerlerini olduğundan düşük veya borçalrı olduğundan yüksek göstermek yoluyla gizlenen anamaldır. Bu anamal bilançoda görülmez.
GİZLİ İŞSİZLİK (HIDDEN-DISGUISED- UNEMPLOYMENT) : Ekonomide çalışıyor görünmesine rağmen, üretime hiçbir katkısı olmayan işçilerin yarattığı durumdur. Genellikle az gelişmiş ülkelerde görülür. Nedeni, sermaye ve organizasyon eksikliğidir. Bir işyerinde çalışıyor görünmesine rağmen, çalışmasıyla üretimde meydana gelen arışa hiçbir katkısı olmayan işçilerin meydana getirdiği duruma verilen addır. Azgelişmiş ülkelerde, kişileri tam olarak verimli çalıştıracak koşullar bulunmadığından sürekli olarak gizli işsizlik vardır.
GİZLİ VERGİ (HIDDEN TAX) : Gizli vergi, ürünün fiyatına dahil olan vergidir. Katma değer vergisi hariç, tüm dolaylı vergiler gizli vergi kategorisine dahil edilebilir.
GÖLGE FİYAT (SHADOW PRICE) : Gölge fiyat, bir malın belli bir teknoloji içinde, üretim maliyetlerine bağlı olarak oluşan fiyatının piyasadaki fiyatı ile arasındaki farktır.
GÖNÜLLÜ İŞSİZLİK (VOLUNTARY UNEMPOLYMENT) : Cari ücret karşılığında çalışmak istememelerinden dolayı işsiz kalanların meydana getirdiği işsizliktir.
GÖZALTI PAZARI (WATCHLİST COMPANIES MARKET) : İMKBde işlem gören şirketlerin hisse senetleri işlemleri ile ilgili olarak olağandışı durumların ortaya çıkması nedeniyle ya da bu şirketlerin kamuya aktarılacak bilgilerin zamanında, doğru olarak aktarılmadığı durumlarda, ilgili şirketlerin sürekli denetim, gözetim ve sürekli kontrol altında tutulabilmesi için açılmıştır. Yukarıda adı geçen işlemler nedeniyle gözaltı pazarına alınmasına karar verilen şirketlerin hissleri bu pazarda işlem görmeye başlar.
GREV (STRIKE) : İşçilerin, bir işkolu veya bir işyerinde haklarını elde etmek için, faaliyeti durdurmak veya işin niteliği çerçevesinde işi önemli ölçüde aksatmak şeklinde kendi aralarında veya bir sendika tarafından alınmış karara uyarak işi bırakmalarıdır.
GSMH DEFLATÖRÜ (GNP DEFLATOR) : Ekonomideki tüm mal ve hizmetleri kapsayan ve fiyat seviye ölçütlerinin en anlamlısı olarak kabul edilen fiyat endeks sayısıdır. Cari fiyatlarla GSMH / Sabit fiyatlarla GSMH X 100 şeklinde tanımlanmaktadır.
GÜDÜMLÜ EKONOMİ (COMMAND ECONOMY) : Güdümlü ekonomi, ekonominin örgütlenmesine ve denetimine üst bir yetke tarafından yön veren ekonomidir. Bu kavram, sosyal ülke ekonomilerinden kapitalist ülke ekonomilerine kadar çeşitli koşullarda kullanılan bir uygulamadır.
GÜMRÜK (CUSTOMS, DUTY) : Bir ülkeye giren ya da ülkeden çıkan her türlü eşyadan alınan vergi, resim veya harçtır. Gümrük kavramı, bu işlemlerin yapıldığı yer içinde kullanılmaktadır.
GÜMRÜK TARİFELERİ (TARIFFS) : İthal malların bir ülkeye girişinde hangi matrah ve ne oranda vergi ödeyeceklerini bildiren tarifedir. Gümrük tarifeleri, ilgili ülkeler tarafından saptanır ve malların cinsiyle her malın vergi oranını kapsamaktadır. İki türlü gümrük tarifesi vardır: Anlaşmalı gümrük tarifeleri kendileriyle ticaret anlaşması olan ülkelerden gelen mallar için yapılırken; genel gümrük tarifesi kendileriyle ticaret anlaşması olmayan ülkeler mallarına uygulanan tarifelerdir.
GÜMRÜK VERGİLERİ (CUSTOMS DUTIES) : Bir ülkeye giren ithal mallardan veya bir ülkeden çıkan ihraç mallardan alınan vergilerdir. Gümrük vergileri, genellikle ithal mallara uygulanırlar ve değer (ad valorem) ya da fiziksel miktar üzerinden alınırlar. Yerli sanayii korumak için alınanlar ve devlete gelir sağlamak için alınanlar şeklinde ikiye ayrılırlar.
GÜMRÜK VERGİSİ İADESİ (DRAWBACK) : Malın gümrük sınırından girişinde alınarak, çıkışında iade edilen vergiye verilen addır.
GÜNLÜK KUR (DAILY EXCHANGE RATE) : Döviz kurunun yetkili bir kurum tarafından her gün belirli bir yöntemle saptanmasıdır.
GÜVEN FONU (TRUST FUND) : Uluslararası Para Fonu'nun altın satışlarından elde ettiği geliri az gelişmiş ülkelere transferi esnasında kullanılan fondur.
HAKSIZ REKABET (UNFAIR COMPETITION) : İyi niyet kurallarına aykırı, hileli veya yasalar tarafından yasaklanmış davranış ve işlemlerle yapılarak bir kişi veya bir kuruluşun ekonomik bakımdan zarara uğramasına yol açan rekabettir.
HALKA AÇIKLIK ORANI (FREE FLOAT RATE) : Halka açık hisselerin nominal değerleri toplamının, tüm hisselerin toplam nominal değerlerine oranını ifade eder.
HALKA AÇIK ŞİRKET (PUBLICY HELD COMPANY) : Halka açık şirketler, hisse senetlerinin bir kısmını veya tamamını halka sunmuş şirketlerdir.
HALKA AÇILMA : Bir anonim ortaklığın ya da şirketin hisselerini halka arz etmesidir
HALKA ARZ (PUBLIC OFFERING) : SPK Kanunları uyarınca sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan halka çağrıda bulunulmasına, halkın bir anonim ortaklığa katılmaya ve kurucu olmaya davet edilmesine ayrıca hisse senetlerinin borsada işlem görmesi, anonim ortaklıkların sermaye artırımları dolayısıyla hisse senetlerini satışına bu isim verilir.
HAMİL (HOLDER) : Çek, bono, hisse senedi, poliçe,vb. Kıymetli evrakı elinde bulunduran kimseye verilen addır. Kıymetli evrakın taşıyanı onun tahsil, devir ve rehininde yetkilidir.
HARCAMA (EXPENSE) : Para veya parayla ifade edilen değerlerin bir amaç doğrultusunda herhangi bir iş ya da mal için elden çıkartılmasıdır.
HATIR SENEDİ : Tarafların birbirine borçluymuş gibi düzenledikleri, ancak gerçekte ticarî bir işleme dayanmayan senetlerdir. Bu tür senetler genelde, kredi kullanan firmanın, teminat çeki açığını kapatmak amacıyla fiktif olarak düzenlenir ve vadesinde ya geri iade alınır ya da lehine hatır senedi verilen kişi veya firma tarafından ödenir.
HAZİNE (TREASURY) : Kamusal gelirlerin toplanması ve kamusal giderlerin yapılmasına ilişkin faaliyetlerle görevli kurum.
HAZİNE BONOSU (TREASURY BILL) : Hazinenin kısa vadede ihtiyacı olan finansman açığını kapatmak amacıyla çıkarttığı ve vadesi bir yıldan az olan borçlanma senetleridir. Bankalara satıldığı gibi halka da satış yapılabilir. Hazine bonosu ve 1 yıllık devlet tahvili bileşik getirisi şu formülle hesaplanır: (Vadeye Kalan Gün Sayısı/365) / (1+Yıllık Bileşik Getiri Oranı) Hazine bonosu ve 1 yıllık devlet tahvilleri basit getirisi ise şu formülle hesaplanır: Nominal Değer / 1+((Vadeye Kalan/365)xFaiz Oranı)
HEDGİNG (HEDGING) : Döviz ve para piyasalarında gelecekteki kur riski ve fiyat hareketlerinden korunmak için yapılan vadeli işlemlerdir.
HİLELİ İFLAS (FRANDULENT BANKRUPTCY) : Alacaklılarını zarara sokmak amacıyla hileli işlemler yaparak gerçekleştirilen iflastır.
HİPERENFLASYON (HYPERINFLATION) : Fiyat genel düzeyinin sürekli olarak çok hızlı bir biçimde yükselmesidir. Hiperenflasyon paranın el değiştirme hızını yükseltir ve parasal tasarrufların değerini ortadan kaldırır. Bu dönemlerde kredi ve banknot hacmi çok hızlı bir şekilde artar.
HİSSE SENEDİ (SHARE, STOCK) : Anonim ortaklıklar tarafından çıkarılan ve anonim ortaklığın sermayesine belirli bir katılma payını temsil eden, yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş kıymetli evraktır. Hisse senedinin üzerinde yazılı miktara senedin "nominal" veya "itibari" değeri, piyasada alınıp satıldığı değere ise "rayiç" fiyatı denilmektedir.
HİSSE SENEDİ BORSA ENDEKSİ (STOCK EXCHANGE INDEX) : Hisse senetlerinin işlem gördüğü menkul kıymetler borsasında, hisse senetlerinin fiyat değişikliklerini göstermek amacıyla oluşturulan endekse verilen addır. Hisse senetlerinde gerçekleşen fiyat değişkiklikleri, aritmetik ortalamalr ve endeksleme ile belirlenir. En çok bilinen borsa endeksleri, Dow Jones ve NYSE Common Stock Endeksidir. Türkiye'de ise IMKB endeksi kullanılmaktadır.
HİSSE SENEDİ FONU: Portföyünün en az %51ini devamlı olarak hisse senetlerine yatırılmış fonlardır.
HİSSE SENEDİ İHRAÇ FİYATI: Şirket tarafından çıkarılışı aşamasında satışa sunulduğu fiyattır.
HİSSE SENEDİ VE TAHVİL PİYASASI (STOCK EXCHANGE MARKET) : Hisse senedi ve tahvillerin alış satışının gerçekleştiği piyasadır.
HİSTOGRAM (HISTOGRAM) : Grafiklerin dikdörtgen bloklar halinde gösterilmesidir.
HİZMET (SERVICE) : Maddi niteliği bulunmaksızın alım satımı yapılabilen faaliyetlerdir. (doktorluk, avukatlık hizmeti gibi). Ayrıca müşteriye sunulan bakım, montaj, vb faaliyetlerde hizmet olarak adlandırılmaktadır.
HİZMET ENDEKSİ (SERVICES INDEX) : Hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.
HİZMET SEKTÖRÜ (SERVICE SECTOR) : Fiziksel bir varlığı olmaksızın, tüketiciler veya sanayi kuruluşları tarafından üretildiği anda tüketilen ekonomik malların üretildiği sektördür.
HOLDİNG : Bir ya da birden çok şirketin yarıdan fazla hissesine sahip ve bunları tek merkezden yöneten şirketlerdir.
HOMOJEN ÜRÜNLER (HOMOGENEOUS PRODUCTS) : Farklı firmalarda üretildikleri halde, tüketici bakımından birbirleriyle aynı olarak görülen ürünlerdir. Homojen ürünler özdeş ürünler olarakta adlandırılımaktadırlar
IFC Kredisi (International Finance Corporation Credit) : Dünya Bankasının özel kesimi destekleyen kolu International Finance Corporation (1956 yılında kurulmuş olup 175 üyesi vardır) tarafından, gelişmekte olan ülkelerin imalat sektöründe faaliyet gösteren firmalarına üretim, ihracat ve istihdam olanaklarının iyileştirilmesi amacıyla yapılacak yatırım projelerini finanse etmek amacıyla orta vadeli ve 6 ayda bir eşit taksitlerle ödenen kredidir.
IMF (Uluslararası Para Fonu) : Uluslararası para sistemi ile ilgili doğan gelişme ve sorunlar konusunda üyeler arasında dayanışma sağlayan, çok yanlı bir uluslararası ödeme sistemini geliştiren, üye ülkelerin kısa dönemli kredi gereksinimlerini sağlayan ve üye ülkelerin dış ödemeler bilançosunda ortaya çıkan dengesizliklerin giderilmesine yardımcı olan bir kurumdur.
İBRA : Alacaklının alacağından vazgeçmesi yolu ile borçlunun borç yükümlülüğünün ortadan kalkması.
İÇERİDEN ÖĞRENENLER TİCARETİ (INSIDER TRADING) : Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacıyla kullanarak sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.
İÇ TİCARET HADLERİ (INTERNAL TERMS OF TRADE) : Sektör fiyat endekslerinin karşılaştırma yapmak için kullanılmasıdır.
İFLAS (BANKRUPTCY) : Şirketin borçlarını ödeyemez duruma düşmesi nedeniyle faaliyetlerinin sona erdirilmesidir.
İHRACAT (EXPORT) : Ülkede bir kişi veya bir firma tarafından üretilen bir malın yabancı ülkelere satılmasıdır. Bir ülkenin ekonomik gücü ithalata karşı ithalatın büyüklüğüne göre belirlenir. İhracat, kapitalist düzende en bir gelir kaynağıdır.
İHRACAT ÇARPANI (EXPORT MULTIPLIER) : İhracatın milli gelirde sağladığı artışın, ihracat gelirindeki artışa olan oranıdır. Bu çarpanın büyüklüğü, ülkede gerçekleşen ithalata ve ihracattan gelir elde edenlerin yaptıkları tasarruflara göre değişir.
İHRACAT DÖVİZİNİ KULLANMA HAKKI (FOREIGN EXCHANGE RETAIN SCHEME) : İhracat dövizini kullanma hakkı, ihracat yoluyla kazanılan dövizin bir bölümünün ülkeye getirilmemesi ile elde edilen teşviktir.
İHRACAT KOTALARI (EXPORT QUOTAS) : Dünya bazında bir mala olan talebin, arzdan daha az olmasından dolayı fiyatın belirli bir seviyenin altına düşmemesi için malı üreten ülkelerin yaptıkları anlaşma çerçevesinde belirledikleri, ihracatı kısıtlayıcı önlemlerdir.
İHRACAT PRİMİ (EXPORT BOUNTY, EXPORT SUBSIDY) : İhracat primi, ihracatı teşvik yollarından biridir. Devletin, ihraç edilecek malın ucuzlatılması için yaptığı parasal yardım olarak ifade edilmektedir.
İHRACAT REJİMİ (EXPORT REGIME) : İhracat rejimi, ihracatla ilgili şartları kapsayan yasal düzenlemelerdir.
İHRACAT SİGORTASI (EXPORT INSURANCE) : İhracat sigortası, ihracatçı şirketi yurt dışında mevcut risklerden korumak için yapılan bir sigorta türüdür.
İHRACAT TEŞVİKİ (EXPORT PROMOTION) : Devletin ihracatı arttırmak için ihracat yapanlara sağladığı kolaylıkların tümü "ihracat teşviki" olarak adlandırılır. İhracat vergi iadesini, ihracat primini ihracat tetviklerine örnek verebiliriz.
İHRACAT VERGİLERİ (EXPORT TAXES) : İhracat vergileri, devletin kendisine gelir sağlamak için ihraç mallar üzerinden aldığı vergilerdir. 19. Yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanan bu uygulama, günümüzde kullanılmamaktadır.
İHRACATA YÖNELİK BÜYÜME (EXPORT ORIENTED GROWTH; EXPORT LED GROWTH) : Bazı ihracat sektörlerinde uzmanlaşmak suretiyle ihracatta büyümek için, genellikle az gelişmiş ülkeler tarafından kullanılan bir stratejidir. Bu strateji izlenirken çeşitli yollardan ihracata teşvik sözkonusudur. Vergi avantajları, döviz kuru teşvikleri , ithalat kolaylıkları gibi teşvikleri bu teşviklere örnek verebiliriz.
İHRACATTA VERGİ İADESİ (EXPORT RESTITUTION) : İhracatta vergi iadesi, ihracatı teşvik tedbirlerinden biridir. Vergi iadesiyle, ihracatı teşvik edilmek istenen ürünlerin maliyetine dahil vergilerin kısmen veya tamamen ihracatçıya ödenmesi yoluyla, ihraç edilecek olan malın maliyetini azaltmaktır.
İHRACATTA VERGİ MUAFİYETİ (TAX EXEMPTION FOR EXPORTS) : İhracatta vergi muafiyeti, ihracatı teşvik tedbirlerinden biridir. Vergi muafiyetiyle, ihracatı teşvik edilmek istenen ürünlerin gümrük, ihracat kredilerinden vergi, resim, harç almama gibi teşviklerle, ihraç edilecek olan malın maliyetini azaltmaktır.
İHRAÇ (ISSUE) : Tahvil, hisse senedi gibi sermaye piyasası araçlarının ihraçcılar tarafından çıkarılıp, halka arz edilerek veya halka arz edilmeksizin satışıdır.
İHRAÇCI (ISSUER) : Sermaye piyasası araçlarını ihraç eden anonim ortaklıklar, mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınanlar dahil kamu iktisadi teşebbüsleri, mahalli idareler ile bunlarla ilgili özel mevzuatları uyarınca faaliyet gösteren kuruluş idare ve işletmelerdir.
İHRAÇ DEĞERİ (RATE OF ISSUE, PRICE OF ISSUE) : İhraç değeri, bir tahvil veya bir pay senedinin ilk çıkarıldığı andaki satış değeridir. Bu değer, tahvil veya pay senedinin itibari değerinden daha yüksektir.
İHRAÇ EDİLMİŞ SERMAYE (ISSUED CAPITAL, SUBSCRIBED CAPITAL) : İhraç edilmiş sermaye, kayıtlı sermayeyi meydana getiren hisselerin fiilen satılmış kısmından oluşmaktadır.
İKAME ESNEKLİĞİ (ELASTICITY OF SUBSTITUTION) : İkame esnekliği, üreticiler yönünden üretim faktörleri, tüketiciler yönünden se malların birbirleri ile ikam edebilme kolaylığı veya güçlüğüdür. Eğer mallar yönünden bu esneklik artıyorsa, bu bize iki malın birbirlerinin yerine kullanılabilme imkanının arttığını gösterir. üretim faktörlerinde ise bu esnekliğin artması bize bu faktörlerin teknojik bakımdan birbirlerinin yerine kullanılabileceğini gösterir.
İKAME ETKİSİ (SUBSTITUTION EFFECT) : Belirli bir malın fiyatında meydana gelen düşme sonucu, fiyatı düşen malın diğer mallar karşısındaki nisbi ucuzluğu karşısında, talepte olan değişimdir. Tüketiciye göre ucuzlayan bir malın, bireyin tercih arzularında nisbi olarak pahalılaşmış olan diğer mallardan daha fazla talep edilmesi normaldir.
İKAME MALLAR (SUBSTITUTES, SUBSTITUTES GOODS) : İhtiyaç halinde birbirlerinin yerine geçebilen aynı tür mallardır. Bunlardan birinin fiyatı düştüğünde diğerine olan talep azalır; birinin fiyatı yükseldiğinde, ötekine olan talep artar.
İKİ YANLI TEKEL (BILATERAL MONOPOLY) : Bir malın tek bir alıcısı ve tek bir satıcısının bulunduğu piyasalara verilen addır. Bu tip piyasalara çoğunlukla hammadde piyasalarında rastlanır.
İKİ YANLI TİCARET ANLAŞMALARI (BILATERAL TRADE AGREEMENT) : Uluslararası ticarette iki ülkenin birbirlerine özel ayrıcalıklar tanımalarıdır. Bu tür anlaşmalarda döviz kullanılmaz. Mal karşılığında mal verilir. İki yanlı ticaret anlaşmaları serbest mal ve hizmet akışını sınırlayarak dünya ticaretinin daralmasına neden olduğundan, bu anlaşmalar günümüzde büyük ölçüde terkedilmiştir.
İKİNCİL PİYASALAR (SECONDARY MARKET) : Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü piyasalardır.
İKTİSADİ BİRLİK : Birden fazla ülkenin biraraya gelerek dış ticaret politikaları, yurtiçi ticaret politikaları gibi konularda ortak bir karar alarak, bu karar çerçevesinde hareket etmeleridir.
İKTİSADİ BÜTÜNLEŞME (ECONOMIC INTEGRATION) : Bir grup ülkenin kendi aralarında anlaşarak kurdukları iktisadi birliklerdir. Serbest Ticaret Bölgesi, Gümrük Birliği, Ortak Pazar ve İktisadi Birlik iktisadi bütünleşme kapsamına girerler.
İKTİSADİ GÖSTERGELER (ECONOMIC INDICATORS) : İktisadi göstergeler, ekonomik hayatın durumunu, meydana gelen değişiklikleri gösteren istatistik serileridir. Bunlara örnek olarak şunlar verilebilir: fiyatlar genel seviyesi, ticaret hadleri, ithalat fazlası, işsizlik seviyesi, vb.
İKTİSADİ GÜÇ (ECONOMIC POWER) : İktisadi güç, kaynakların tahsisini etkileyeme veya bu tahsisi belirleme gücüne verilen addır.
İKTİSADİ İSTATİSTİKLER (ECONOMIC STATISTICS) : Fiyat, üretim, tüketim, gelir, nüfus, vb. gibi çeşitli makroekonomik değişkenlere ait veri ve endekslerin tümü iktisadi istatistiklerdir.
İKTİSADİ MAL (ECONOMIC GOODS) : İhtiyaç giderme özelliği taşıyan fakat bir gayret veya fedakarlık sonunda elde edilebilen mal ya da hizmettir. Bu mal ve hizmetlerin elde edilmesi ancak başka şeylerden vazgeçilmesi ile gerçekleşebilir. Vazgeçilen şey ise genellikle paradır.
İKTİSADİ PLANLAMA (ECONOMIC PLANNING) : İktisadi planlama, belirli bir ekonomik hedefe ulaşmak ve onu maksimize etmek için ekonomideki kıt kaynakların en iyi biçimde dağılımını sağlayarak, onlardan azami olarak yararlanmayı amaçlamaktadır. İktisadi planlama, bir kişi, bir firma, yerel yönetim veya ulusal ekonomi içinde geçerlidir.
İKTİSADİ RANT (ECONOMIC RENT) : İktisadi rant, üretim faktörlerinden birini bulunulan sektörde etkin tutmak için ödenmesi gereken miktardan daha fazla ödeme yapılmasıdır. Fakat iktisadi ranta konu olan üretim faktörünün alternatifinin bulunması şart değildir.
İKTİSAT POLİTİKASI (ECONOMIC POLICY) : İktisat politikası, hükümetlerin toplum refahını arttırmak amacıyla belirledikleri tüm hedefler ve bu hedeflere ulaşmak amacıyla kullanılan araçların ve karşılaşılan problemleri çözmek için alınan önlem ve çözüm yollarıdır.
İLK GİREN İLK ÇIKAR (FIFO = FIRST-IN FIRST-OUT) : Üretimde ilk defa kullanılan hammadde ve malzemenin stoklara en eski tarih itibariyle girdiği varsayılarak yapılan stok değerlendirme yöntemidir. Bu yöntemde, malzeme ve hammadde alış tarihindeki maliyetler üzerinden değerlendirilir. Eğer ilk giren hammadde ve malzemenin maliyeti düşük ise, şirketin kârı gerçek değerinden yüksek çıkar.
İLKSEL ÜRÜNLER (PRIMARY COMMODITIES) : Bir malın üretiminde kulanılan işlenmemiş veya yarı işlenmiş gıda maddeleri, tarımsal hammaddeler ve madenler ilksel ürünler olarak adlandırılmaktadır. Temel ürünler olarakta ifade edilirler.
İMALAT (IMPORT) : İmalat, yabancı bir ülkeden mal ve hizmet alınmasıdır.
İMALAT SANAYİ (MANUFACTURING INDUSTRY) : Tarım ve maden çıkarma işleminden elde edilen maddelerin işlenmek yoluyla yararlı hale getirilmesidir. İmalat sanayileri, hammaddeleri işleyerek mamul haline getiren sanayiler ve yarı tamamlanmış ürünleri üretim sürecinde hammadde olarak kullanan sanayiler diye iki ayrı grupta incelenebilir.
İMKB (İSTANBUL MENKUL KIYMETLER BORSASI) : Menkul Kıymetlerin alım ve satım işlemlerinin yapıldığı menkul kıymetler piyasasıdır. Hisse senetlerinin alım ve satım işlemleri hisse senedi birinci ve ikinci pazarında yapılır. Tahvil, hazine bonosu, finansman bonosu ve gelir ortaklığı senedi gibi menkul kıymetlerin alım ve satımı da tahvil ve bono pazarında gerçekleştirilir.
İMKB TAKAS ve SAKLAMA BANKASI A.Ş : Sermaye piyasasında faaliyet gösteren banka ve aracı kurumlara saklama ve takas hizmeti veren kuruluştur.
İMPRİNTER : İş yerlerinin, kredi kartı uygulamasında kullandığı mekanik cihaz. İş yeri bu cihazı kullanarak, kredi kartının ön yüzündeki kart bilgilerini satış belgesi üzerine geçirir, satış tutarı ve işlem tarihi yazıldıktan sonra kart hamiline imzalatılır.
İMTİYAZLI HİSSE SENEDİ (PREFERRED STOCK) : Esas sözleşmede hüküm bulunmak kaydı ile, sahiplerine temettü ödemesi, rüçhan hakkı kullanımı, oy hakkı gibi konularda ayrıcalık tanıyan senetlerdir.
İNCE AYAR (FINE TUNING) : Para ve maliye politikalarının, kısa süreli dalgalanmaları önlemek için üretim, ödemeler dengesi veya enflasyon seviyesinde kullanılmasıdır.
İNDİKATÖR : Son fiyatın ve hacmin önceki fiyatlar ve hacimler ile mukayesesini yaparak oluşturulan grafik ve göstergedir.
İPOTEK (MORTGAGE) : İpotek, herhangi bir borca karşılık teminat olan taşınmaz mal yâni gayrimenkuldür. Taşınabilir mallara ipotek konulamaz. Bir taşınmazın rehni için tapu kaydının olması şarttır. Bir taşınmazın ipoteği için rehin sözleşmesi ve tescil gereklidir. Taşınmaz mallara birden çok ipotek işlemi yapmak mümkündür.
İPOTEKLİ BORÇ SENEDİ (MORTGAGE BONDS) : İpotekli borç senedi, gayrimenkul ipoteği ile temin edilmiş kişisel alacak karşılığında verilen senettir. Bu tür senetler kıymetli evrak sayılırlar ve elden ele dolaşabilirler. İpotekli borç senedi, alacaklısına yalnızca gayrimenkulü hedef alan bir talep hakkı vermektedir.
İSKONTO (DISCOUNT) : İskonto, satıcının bir malı satarken alıcı lehine yaptığı indirimdir. Ayrıca senede bağlı bir alacağın senette yazılı miktar üzerinden vadesine göre hesaplanan giderler çıkartıldıktan sonra, kalan miktarın banka tarafından alacaklıya ödenmeside iskonto olarak ifade edilmektedir.
İSKONTO / İŞTİRA KREDİSİ : İskonto, ticari bir senedin kredi kullandırım tarihinden senet vadesine kadar olan süreye ait faiz,komisyon, KKDF ve BSMV'si düşüldükten sonra bakiyesinin müşteriye ödenmesiyle ortaya çıkan bir nakit kredidir. Ödeme yeri işlemin yapıldığı yerin belediye hudutları dışında olan bono ve poliçenin iskontosu, iştira kredisini oluşturur.
İSKONTO ORANI (RATE OF DISCOUNT) : İskonto oranı, vadesi gelmeden ödenmek istenen borç miktarından borçlu lehine yapılan indirimin belirlenmesinde kullanılan yüzde oranıdır. Piyasa faiz haddine göre değişmektedir.
İSKONTO ŞİRKETİ (DISCOUNT HOUSE) : İskonto piyasasının bir parçası olan iskonto şirketleri, bono ve tahvillerin iskontolanmasında uzmanlaşmış finansal kuruluşlardır.
İSTİHDAM (EMPLOYMENT) : İstihdam, bir ülkede belirli bir gelir elde etmek için çalışan kişilerin hizmetlerinden yararlanmak suretiyle çalıştırılmalarıdır.
İSTİHDAM HACMİ (EMPLOYMENT VOLUME) : Bir ülke ekonomisinde, bir sektör veya bir bölgede belirli bir tarih içerisinde istihdam edilen kişilerin toplam sayısıdır.
İSTİHDAM ORANI (EMPLOYMENT RATIO, EMPLOYMENT RATE) : Bir ülke ekonomisinde, belirli bir tarihte istihdam edilen işgücünün toplam işgücüne oranıdır.
İSTİKRAR (STABILITY) : Ekonomideki fiyat düzeyi, faiz oranları, istihdam hacmi, vb. faktörlerin dengede kalması ve ekonomide iç ve dış faktörlerden kaynaklanan değişiklik beklenmemesidir.
İSTİKRAR POLİTİKASI (STABILIZATION POLICY) : Ekonomideki toplam talep ve arz arasındaki dengesizlikleri gidermek amacıyla hazırlanmış politikalardır. Genellikle ödemeler dengesi açığı ve fiyat artışı şeklinde ortaya çıkarlar.
İŞÇİ SENDİKASI (TRADE UNION, LABOR UNION) : İşçilerin ücretlerinin yükseltilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi gibi nedenlerden dolayı haklarını korumak için kurdukları örgüttür. İşçi birliği deyimiyle özleştirilmiştir.
İŞGÜCÜ (LABOR FORCE) : İşgücü, bir ülkede , belirli bir dönem içerisinde 15-65 yaş arasındaki çalışabilir nüfustan çalışmak istemeyenler düşüldükten sonra kalan nüfustur.
İŞGÜCÜ ARZI (LABOR SUPPLY) : İşgücü arzı, çalışan kişilerin ortaya koydukalrı toplam iş saatini belirten kavramdır.
İŞGÜCÜ TALEBİ (LABOR DEMAND) : İşgücü talebi, ekonomide belirli bir dönem içerisinde talep edilen toplam işgücü miktarıdır.
İŞLEM HACMİ (TRADED VALUE) : Her hisse senedi için gerçekleşen işlemlerdeki hisse senedi sayısı ile işlem fiyatının çarpılmasıyla elde edilen değerlerin toplamıdır. Tüm hisse senetlerinin işlem hacimleri toplamı, piyasanın toplam hacmini oluşturur.
İŞLEM MİKTARI (TRADING VALUME) : Bir seans içinde ya da belli bir dönemde alınıp satılan menkul kıymet adedidir.
İŞLEM SAATLERİ : Gözaltı Pazarı: 14:00-15:00 Ulusal Pazar, Bölgesel Pazar, Yeni Şirketler Pazarı: 10:00-12:00 (1.seans) 14:00-16:00 (2.seans)
İŞLETME (ENTREPRISE; BUSINESS) : İşletme, planlı olarak mal ve hizmet üretmek amacıyla kurulmuş ekonomik birimlere verilen addır.
İŞSİZLİK (UNEMPLOYMENT) : Çalışma gücüne sahip kişilerin iş aramalarına rağmen iş bulamamaları durumudur. Bu tip işsizlik "gayri iradi işsizlik" olarakta adlandırılır. İşsizlik, yapısal işsizlik, mevsimsel işsizlik, konjonktürel işsizlik ve teknolojik işsizlik olarak çeşitlidir.
İŞSİZLİK ORANI (UNEMPLOYMENT RATE) : İşsizlik oranı, işsizlerin işgücüne olan oranıdır. Şöyle ifade edilmektedir: İ / Ç+İ X 100 (İ) işsiz sayısını, (Ç) ise istihdam edenleri göstermektedir.
İŞTİRAK (PARTICIPATION) : Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında devamlı bir bağ yaratan, doğrudan veya dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisidir.
İŞVEREN SENDİKASI (EMPLOYER'S UNION) : İşverenlerin, kendi aralarında yardımlaşma sağlamak ve ortak çıkarlarını savunabilmek amacıyla kurdukları sendikadır.
İTFA (REDEMPTION) : Bir borcun ödenerek kapanmasıdır. Hazine Bonosu işlemlerinde de, bononun vadesinde yatırımcıya geri ödenmesi olarak kullanılmaktadır.
İTHAL İKAMESİ (IMPORT SUBSTITUTION) : İthal ikamesi, daha önce yurtdışından ithal edilen mal ve hizmetlerin yavaş yavaş ülke içerisinde üretilmeye başlanmasıdır. Ithal ikamesi ile toplam arz da bulunan ithalat payıda azalır. Ithalat ikamesi, genellikle tüketim malları üretimi, ara malları üretimi ve yatırım malları üretimi olaarak gerçekleştirilir.
İTHAL SINIRLAMALARI (IMPORT RESTRICTIONS) : İthal kotaları ve gümrük tarifeleri gibi yollarla yapılan sınırlandırmalara ithal sınırlamaları denmektedir.
İTHAL VESAİKİ KARŞILIĞI AVANS (ADVANCE ON IMPORT DOCUMENTS) : İthal vesaiki karşılğı avans, ithal edilen mallar karşılığında gösterilmek suretiyle elde edilen kredidir.
İTHALAT EĞİLİMİ (PROPENSITY TO IMPORT) : İthalat eğilimi, ithalat ile milli gelir arasındaki ilişkidir. Ithalat eğilimi, ortalama ithalat eğilimi ve marjinal ithalat eğilimi olarak ikiye ayrılır. Milli gelir arttıkça ithalat eğilimi artar.
İTHALAT FONKSİYONU (IMPORT FUNCTION) : İthalat fonksiyonu, bir ülkedeki ithalat talebi ile milli gelir arasındaki fonksiyonel ilişkiyi göstermektedir. M=M(Y) olarak ifade edilir. (M) mallara olan talebi, (Y) ise milli gelirin bir fonksiyonu olarak gösterilmektedir.
İTHALAT KARTELLERİ (IMPORT CARTELS) : İthalat kartelleri, ithalatçılar tarafından fiyatların denetlenmesi için kurulmuş olan birleşmelerdir. İthalatçılar bu yöntemle, fiyatları ve kârlılıklarını saptamaya çalışırlar.
İTHALAT KOTALARI (IMPORT QUOTAS) : İthalat kotaları yapılacak ithalatın devlet tarafından alınan önlemler ile sınırlandırılmaya çalışılmasıdır. Eğer bu sınırlandırma, bir kişi veya ülkeye yönelik değilse global kota'dır.
İTHALAT TEMİNATLARI (IMPORT GUARANTEE DEPOSITS) : Emisyon hacmini daraltmak veya itrhalatı sınırlandırmak için uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem uygulanırken, ithalatçı ithal edeceği malın değerinin bir kısmını sipariş anında güvence olarak Merkez Bankasına yatırır ve ithalat gerçekleşince geri alır.
İTHALAT TRANSFERİ (IMPORT TRANSFER) : İthalat transferi, aracı bankanın gerçekleştirilen ihracatın bedelini ihracatçıya ödemesi ile gerçekleşir.
İTHALAT YASAKLARI (IMPORT PROHIBITITIONS) : Bazı malların ülkeye girişinin yasaklanmasıdır. Ithalat yasakları yerli sanayiyi korumak, dış ödemeler bilançosu açıklarının azaltılmasına yardımcı olmak gibi amaçlarla yapılmakta olup, ithalat kısıtlamalarının en katısıdır.
İTİBARİ DEĞER (NOMINAL VALUE, FACE VALUE) : İtibari değer, menkul kıymetlerin üzerinde yazılı olan değerdir. Nominal değer olarakta kullanılmaktadır. Bu değer, ihraç değerinin altında veya üzerinde olabilir.
İZAHNAME (PROSPECTUS) : Sermaye piyasası araçlarının ihracında ya da halka arzında ortaklıklarca halkı şirket ve hisse senetleri konularında bilgilendirmek amacıyla düzenlenmesi gereken belgedir.
|