Enf Temel Kavramlar
ENFLASYON MUHASEBESİ İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER.
ENFLASYON DÜZELTMESİNİN MAHİYETİ VE AMACI
Enflasyon düzeltmesi; parasal olmayan kıymetlerin enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutarlarının düzeltme katsayısı ile çarpılması suretiyle, malî tablonun ait olduğu tarihteki satın alma gücü cinsinden hesaplanmasını ifade eder. Amacı: Mali tabloların enflasyonun etkisinden arındırılması ve böylece vergileme üzerindeki enflasyondan kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesidir. Enflasyon düzeltme işlemi ile ilgili olarak ikili bir yaklaşım getirilmiş ve süreklilik arz eden ve düzeltme işlemine ilişkin ana esasların belirlendiği hükümlere Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinde; 31/12/2003 tarihli mali tabloların düzeltme işlemine ilişkin hükümlere ise geçici 25 inci maddesinde yer verilmiştir.
Son verilen uygulamalar
Enflasyon düzeltmesi, daha önceden vergi kanunlarımızda mevcut olan enflasyonun olumsuz etkilerini gidermeye yönelik olarak getirilmiş bulunan aşağıda belirtilen düzenlemeleri de yürürlükten kaldırmıştır. 1- LİFO Yöntemi Satın alınan emtianın değerlemesine ilişkin Vergi Usul Kanununun 274. maddesi 5024 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Yeni hükümle eski hüküm arasındaki fark, emtianın maliyet bedelinin son giren ilk çıkar (LİFO=Last In First Out) yöntemi ile tespitine son verilmesidir. LİFO yöntemini kullanan işletmeler finansman giderlerini de kısıtlamaya tabi tutmak zorundaydı. Bu nedenle LİFO yöntemi sadece finansman giderleri önemli boyutta olmayan ve devamlı olarak belli bir stok seviyesiyle çalışan işletmeler için anlamlı sonuçlar verebilecek bir uygulama olarak görülüyordu. 2- Yeniden Değerleme Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesine göre, bilanço esasına göre defter tutan gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, amortismana tabi iktisadi kıymetlerini, amortisman süresi içinde Maliye Bakanlığınca belirlenen yeniden değerleme oranlarını esas alarak yeniden değerleyebiliyorlardı. Yeniden değerleme işleminin işletmelere iki yönde katkısı bulunuyordu. Birincisi işletme bilançolarının daha güncel değerlerle ifade edilmesi ikincisi ise yeni değerler üzerinden amortisman ayrılmak suretiyle vergisel avantaj sağlanmasıydı. Bir başka ifade ile yeniden değerleme oranında daha fazla amortisman ayrılmasına izin veriliyordu. Ancak binaların yeniden değerlenmiş değerleri üzerinden amortisman ayrılması imkanı tanınmadığından yeniden değerlemenin vergisel avantajı binalar dışında kalan amortismana tabi iktisadi kıymetler için söz konusu idi. Yeniden değerleme işlemiyle yeni değerler üzerinden amortisman ayrılması suretiyle vergisel avantaj sağlanmakla birlikte, yeniden değerleme fonunun kullanımı bazı müeyyidelere bağlanmıştı. Kurumlar vergisi mükellefleri bu fonu vergisiz olarak sermayelerine ekleyebiliyor, gelir vergisi mükelleflerinin ise sermayeye ekleme imkanı bulunmuyordu. Yeniden değerleme fonu sermayeye eklenmediği sürece pasifte özel bir fon hesabında tutulmak zorunda idi ve sermayeye ilave dışında herhangi bir surette başka bir hesaba nakledilir veya işletmeden çekilirse vergilendirilmesi söz konusuydu. Yeniden değerleme fonunun sermayeye eklenmesi halinde ortakların alacağı bedelsiz hisse senetleri nedeniyle ortak kurum da olsa gerçek kişide olsa elde etme aşamasında herhangi bir vergileme yapılması söz konusu değildi. Ayrıca sermayeye ilave edilmeyen değerleme fonu, yeniden değerlemeye tabi tutulan iktisadi kıymetlerin satışı halinde aynen amortismanlar gibi işleme tabi tutulmakta, bir anlamda satış kazancına dahil edilerek vergilendirilmekte idi. Görüldüğü üzere, yeniden değerleme fonunun sermayeye ilavesi, kurumlar vergisi mükelleflerine vergisel avantajı tam olarak sağlıyordu. Sermayeye eklenmeyen fon tutarı ise, fonun başka bir hesaba nakledilmesi, işletmenin tasfiyesi veya iktisadi kıymetin satışı tarihine kadar vergilendirilmiyordu. Yeniden değerleme uygulaması, bu yönüyle gelir vergisi mükellefleri için vergi ertelemesi sağlayan bir düzenleme olarak görülüyordu. Ancak yeniden değerlenmiş değerler üzerinden amortisman ayrılması halinde finansman giderlerinin de kısıtlamaya tabi tutulmasını gerektirdiğinden finansman giderleri olan işletmeler bu nedenle çoğu halde yeniden değerleme yapsalar bile yeniden değerlenmiş değerler üzerinden amortisman ayırmamayı tercih ediyorlardı. 3- Kur farkları Vergi Usul Kanununun 280. maddesinde 3096 ve 3996 sayılı Kanunlarda tanımı yapılan şirketlerin sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edildikleri veya Türk Lirasına çevrildikleri tarihe kadar lehlerine oluşan kur farklarının pasifte özel bir karşılık hesabında gösterileceği ve dönem kazancına dahil edilmeyeceği, sermayeye eklendikleri takdirde işletmeden çekiş ve kâr dağıtımı sayılmayacağı hükmü getirilmişti. Aleyhte oluşan kur farkları ise aktifte özel bir hesapta tutulacak izleyen yılların lehteki kur farklarından mahsup edilecek, mahsup imkanı bulunmadığında ve işin bırakılması halinde aleyhteki kur farkları zarar olarak kabul edilecekti. Pasifte gösterilecek lehte kur farklarının da sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde hesaptan çıkarılırsa bu işlemin yapıldığı dönemin kazancına ilave edilmesi öngörülmüştü. Bu düzenleme sadece 3096 ve 3996 sayılı Kanunlar kapsamındaki kuruluşlarla sınırlı olarak yapılmıştır. 3096 sayılı Kanun Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi , İletimi, Dağıtım ve Tekeli İle Görevlendirilmesi Hakkında Kanun, 3996 sayılı Kanun ise Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanundur. Vergi Usul Kanununun 280. maddesinin son paragrafında bulunan söz konusu hüküm 5024 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. 4- Maliyet Bedeli Artırımı Gelir Vergisi Kanununun 38. maddesinde yapılan düzenlemelerle, gayrimenkullerin, iştirak hisselerinin ve amortismana tabi diğer iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmaları halinde maliyet bedelinin, elden çıkarıldıkları ay hariç olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılması imkanı sağlanmıştı. Maliyet bedeli artırımı, yıllık esasta ve iktisadi kıymetlerin alındıkları ve elden çıkarıldıkları yıllar hariç olmak üzere yeniden değerleme oranları esas alınarak yapılırken 4684 sayılı Kanunla aylık bazda ve TEFE esas alınarak artırım uygulamasına geçilmiştir. Maliyet bedeli artırımının amacı, uygulama konusu iktisadi kıymetlerde enflasyon sonucu oluşan değer kayıpları nedeniyle elden çıkarma aşamasında ortaya çıkan fiktif kârların vergi dışı bırakılmasını sağlamaktır. 4684 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle iktisap ve elden çıkarma yılları da artırım uygulamasında dikkate alındığından enflasyonun neden olduğu fiktif kârların büyük ölçüde vergi dışı kalması sağlanmıştır. Maliyet bedeli artırımı sonucunda, artırılmış maliyet bedeli ile ilk maliyet bedeli arasındaki fark maliyet artış fonunu oluşturmaktadır. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler artırılan maliyet bedeline tekabül eden kazançları bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında göstermek zorundadır. Bu fon, sermayeye ilave dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde o yılın kazancına dahil edilerek vergilendirilmektedir. Maliyet artış fonunu sadece kurumlar vergisi mükellefleri sermayelerine ekleyebilir. Gelir vergisi mükelleflerine bu imkan tanınmamıştır. Maliyet bedeli artırımı işletme hesabı esasında da uygulanabilmekte ve bu esasta maliyet artış fonunun akıbetini izlemek olanağı bulunmamaktadır. Maliyet artış fonunun sermayeye eklenmesi halinde kurum ortakları bedelsiz hisse senedi alacaklardır. Maliyet artış fonu sermaye yedekleri arasında sayıldığı için gerçek kişi ortaklar tarafından elde edilen bedelsiz hisselerin kâr payı olarak beyanı gerekmemektedir. Bu çerçevede, maliyet bedeli artırımı kurumlar vergisi mükellefleriyle işletme hesabı esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerine vergisel avantajı tam olarak sağlıyordu. Bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri için sağladığı avantajın da maliyet artış fonunun, ilgili fon hesabında tutulmasına bağlı olduğu ve bu yönüyle vergi ertelemesi mahiyetinde bulunduğunu söylemek mümkündür. 5- Gider Artış Fonu Gelir Vergisi Kanununun 57. maddesinin son paragrafında bulunan hüküm gereği yetişmesi uzun zaman alan ve kesilip satılmak üzere yetiştirilen ağaçların 57. maddede yazılı giderlerinden, Vergi Usul Kanununun 283. maddesi uyarınca aktifleştirilen kısmı, ağaçların satıldığı yıl hariç olmak üzere her takvim yılı için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak kazancın tespitinde dikkate alınıyordu. Bu uygulama sonucunda giderlerin artırıma tabi tutulan kısmı, gider artış fonu olarak adlandırılıyordu. Anılan fonun kurumlarda sermayeye ilavesi mümkün olup, gelir vergisi mükelleflerine bu imkan tanınmamıştır. Ancak düzenlemede gider artış fonunun işletmede muhafaza edileceğine dair bir hükme de yer verilmemiştir. Bu yönüyle söz konusu uygulamanın gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine aynı vergisel avantajı sağladığını söylemek mümkündür. 6- Finansman Gider Kısıtlaması Gelir Vergisi Kanununun 41/8 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 15/13. maddesinde bulunan hüküm gereği, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre dönem sonu stoklarının maliyet bedelini (LİFO) son giren ilk çıkar yöntemine göre belirleyen veya amortismana tabi iktisadi kıymetlerinin yeniden değerlenmiş değerleri üzerinden amortisman ayıran mükellefler kullandıkları yabancı kaynaklara ilişkin olarak yüklendikleri finansman giderlerinin tamamını gider kaydedemiyorlardı. Bu mükelleflerin kullandıkları yabancı kaynaklar nedeniyle faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yüklendikleri giderler ve maliyet unsurları toplamına, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre o yıl için tespit edilmiş olan yeniden değerleme oranının, ilgili kuruluşlardan alınan bilgilere göre Maliye Bakanlığınca o yıl için hesaplanan ortalama ticari kredi faizi oranına bölünmesi suretiyle bulunacak indirim oranı uygulanıyor, finansman giderlerinin bu uygulama sonucunda bulunacak kısmının yüzde 25'i mali kârın tespitinde dikkate alınmıyordu. Başka bir ifade ile finansman giderleri kısıtlaması sonucunda bulunan tutar mali kâr yönünden kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul ediliyordu. 5024 sayılı Kanunla, Gelir Vergisi Kanununun 41/8 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 15/13. maddeleri yürürlükten kaldırılarak finansman gider kısıtlaması uygulamasına da son verilmiştir.
Enflasyon Düzeltmesine Tabi Olup Olmama
Genel Düzenleme : A- Kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri, B- Fiyat endeksindeki artışın; 1- İçinde bulunulan dönem dahil son üç hesap döneminde %100'den ve 2- İçinde bulunulan hesap döneminde %10'dan fazla olması, (enflasyon düzeltmesi uygulaması, her iki şartın birlikte gerçekleşmemesi halinde sona erer) halinde malî tablolarını enflasyon düzeltmesine tâbi tutarlar. Kapsama giren mükellefler, geçici vergi dönemlerinin sonu itibarıyla malî tabloları düzenlemek ve enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadırlar. Geçici vergi dönemlerinde yukarıda belirtilen oranların tespitinde, son üç hesap dönemi yerine üçer aylık dönemlerin son ayı dahil önceki otuzaltı ay ve içinde bulunulan hesap dönemi yerine son oniki ay dikkate alınır. Bir hesap dönemi içindeki geçici vergi dönemlerinin herhangi birinde düzeltme yapılması halinde takip eden geçici vergi dönemlerinde ve içinde bulunulan hesap dönemi sonunda da düzeltme yapılır. Bakanlar Kurulu; bu %100 oranını %35'e kadar indirmeye veya tekrar kanunî seviyesine kadar yükseltmeye, %10 oranını ise %25'e kadar çıkarmaya veya tekrar kanunî seviyesine kadar indirmeye yetkilidir. Vergi mevzuatı açısından kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri enflasyon düzeltmesi yapacaklardır. Gelir vergisine tabi mükelleflerden sadece "ticari kazanç" ve "zirai kazanç" elde edenler açısından bilanço esasına göre kazanç tespiti söz konusudur. Enflasyon düzeltmesi yapma konusunda mükelleflere seçimlik hak söz konusu olamaz. Ancak, mükelleflere ilk uygulama yılında, sadece geçici vergi dönemleri ile sınırlı olarak kolaylık sağlamak amacıyla tercih hakkı getirilmiştir. I. Geçici vergi döneminde tüm mükelleflere uygulama serbestisi getirilirken, II, III ve IV. geçici vergi dönemlerindeciro ve aktif büyüklüğüne göre belirlenen limitlerin altında kalanlar için serbesti sağlanmıştır.
Altın, gümüş alım-satımı ve imali : Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (A) fıkrasına 5228 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi ile yeni bir bent eklenmiş ve münhasıran sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükelleflere, enflasyon düzeltme şartlarının oluşup oluşmadığına bakılmaksızın, (her geçici vergi dönemi sonu itibariyle) enflasyon düzeltmesi yapma zorunluluğu getirilmiştir.
İşletme Hesabı ve Serbest Meslek Erbabı : "İşletme hesabı esasına" tabi olanlar genel anlamda enflasyon düzeltmesi yapmayacaklardır. Geliri, işletme hesabı esasına göre tespit olunan ticari ve zirai kazanç sahipleri ile "serbest meslek" erbabı sadece amortismana tabi iktisadi kıymetleri nedeniyle enflasyon düzeltmesi uygulaması yapabilirler.
Yabancı para birimiyle defter tutma imkanından yararlanan mükellefler : 5228 Sayılı Kanunla getirilen Türk Para birimi dışında başka bir yabancı para birimiyle defter tutma imkanından yararlanan mükellefler enflasyon düzeltmesi yapmayacaklardır.
SPK ile BDDK düzenlemlerine tabi mükellefler : Sermaye Piyasası Kurulu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun yüksek enflasyon dönemlerinde mali tabloların düzeltilmesine ilişkin düzenlemelerine göre bilançolarını düzeltmek zorunda olan mükellefler 31/12/2003 tarihi itibarıyla, anılan idarelerce yapılan düzenlemelere uygun bir biçimde düzeltilmiş olan bilançolarını Vergi Usul Kanununun geçici 25 inci maddesine göre yeniden düzeltmek zorunda değillerdir. Ancak, düzeltme sonrası 31.12.2003 tarihli bilançoda görünen birikmiş amortismanların, Vergi Usul Kanununda yer alan amortisman ayırma sürelerine göre bulunan değerler üzerinden bilançoda yer almış olması gerekmektedir. Anılan idarelerin mali tabloların konsolidasyonu hakkındaki düzenlemelerine göre mali tablolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutmuş olan bağlı ortaklık ve iştirakler, 31/12/2003 tarihli bilançolarını Vergi Usul Kanununun geçici 25 inci maddesine ve bu tebliğe göre enflasyon düzeltmesine tabi tutmak zorundadırlar.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile İmtiyazlı İşletmeler : Enflasyon düzeltmesi yapabilmenin şartlarından biri gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmak, diğeri de bilanço esasına göre defter tutmaktır. Bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi durumunda mükellefler açısından enflasyon düzeltmesi yapmak bir zorunluluk olup, uygulama açısından mükelleflerin herhangi bir seçimlik hakları bulunmamaktadır. Bu nedenle İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları ile bunların bünyesindeki işletmeler ve imtiyazlı işletmelerin, bilanço esasına göre defter tutuyor olmaları ve kurumlar vergisi yönünden mükellefiyetlerinin bulunuyor olması durumunda enflasyon düzeltmesi yapmaları zorunludur.
Serbest Bölgelerde Enflasyon Düzeltmesi : 3218 sayılı Kanunla düzenlenen serbest bölgelerde (5084 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde) yer alan işletmeler her türlü vergi, resim ve harçtan muaf tutulmuşlardı. 5084 sayılı Kanun ile serbest bölgede bulunan tam ve dar mükelleflerin, serbest bölgelerdeki gelir veya kurumlar vergisi muafiyetleri sona erdirildiğinden, 6/2/2004 tarihi itibariyle mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekmektedir. Diğer taraftan, geçiş dönemi ile ilgili olarak 5084 sayılı Kanun ile 3218 sayılı Kanuna geçici 3 üncü madde eklenmiş olup, geçici 3 üncü madde kapsamından yararlanan işletmelerin kazançları söz konusu maddede yazılı süreler itibariyle gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Buna göre, 3218 sayılı Kanunun geçici 3 üncü maddesi kapsamında olan işletmeler, maddede yazılı sürelerin sonuna kadar enflasyon düzeltmesi yapmayacaklardır. 6/2/2004 tarihinden itibaren serbest bölgelerde faaliyete başlayacak mükellefler ise faaliyete başlayacakları dönemden itibaren enflasyon düzeltmesi hükümlerine göre düzeltme yapmak zorundadırlar.
Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşleri : 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 42 nci maddesinde birden fazla takvim yılına sirayet eden yıllara sari inşaat ve onarma işleri hususunda "Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kar veya zarar işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkur yıl beyannamesinde gösterilir. Mükellefler bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerinin ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılını takip eden yılın Mart ayı sonuna kadar vermeye mecburdurlar." denilmektedir. Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinde de yıllara sari inşaat ve onarma işlerine ait maliyet ve hakedişlere ilişkin düzeltmelerin Enflasyon Düzeltme Hesabı yerine Yıllara Sari İnşaat Enflasyon Düzeltme Hesabına kaydedileceği ve bu hesabın işin bitiminde kar/zarar hesabına intikal ettirileceği belirtilmiştir. Mezkur kanunun geçici 25 inci maddesi uyarınca mükellefler, yıllara sari inşaat ve onarma işlerine ait maliyet ve istihkak tutarları ile ilgili olarak 31/12/2003 tarihli bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutacaklardır. Bu düzeltme, 31/12/2003 tarihi itibari ile hakediş raporlarından istihkak bedellerinin alındığı tarihlerin tespit edilmesi ve bunlara ilişkin düzeltmenin bu tarihler esas alınarak yapılmasını gerektirmektedir. Düzeltme sonucu oluşan düzeltme farkları, işin bitiminde (31/12/2003 tarihinden önce başlayan işlerde) kar/zarar tutarının tespitinde dikkate alınmayacaktır. Bir başka ifade ile 31/12/2003 tarihine kadar geçen süreye isabet eden kazanç düzeltme öncesi hükümlere, sonraki dönemlere isabet eden kazanç ise düzeltilmiş değerlere göre tespit edilecek ve bunların toplanması suretiyle oluşan kazanç tutarı beyan edilecektir.
Fiyatı Devletçe Belirlenen Mallar : Kamu kurum ve kuruluşlarınca bazı malların piyasa fiyatlarının belirlendiği durumlarda, stokta bulunan ürünlerin fiyatında ilgili firmalar tarafından bir değişiklik yapılmaması (yani ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından belirlenen yeni fiyatın, stokta yer alan emtiaya yansıtılmaması) veya paralel biçimde bir değişiklik yapılması söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlarda da 5024 sayılı Kanunla vergi sistemimize getirilen enflasyon düzeltmesi uygulamasının bir gereği olarak Vergi Usul Kanununun geçici 25 inci maddesine göre enflasyon düzeltmesi yapılması gerekmektedir.
Enflasyon Düzeltmesi Yapmayanlarca Verilen veya Alınan Avanslar : Bilindiği üzere avanslar esas itibariyle parasal bir mahiyet taşımakla birlikte, ilgili olduğu kıymete bağlı olarak parasal olmayan kıymet de olabilmekte, parasal olmayan bir mahiyet taşıması durumunda da düzeltmeye tabi tutulmaları gerekmektedir. Benzer şekilde enflasyon düzeltmesi yapmak durumunda olmayanlarca (Genel ve katma bütçeli kuruluşlar gibi) verilen veya alınan avanslar da parasal olmayan kıymet mahiyeti taşımaları durumunda, Vergi Usul Kanununun geçici 25 inci maddesine göre enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaklardır.
1/1/2004 Sonrası İşi Bırakma, Tasfiye, Devir, Birleşme, Nev'i Değiştirme : Vergi Usul Kanununun geçici 25 inci maddesinde 31/12/2003 tarihli bilançoda yer alan parasal olmayan kıymetlerin düzeltilmesine ilişkin esaslar gösterilmiş bulunmaktadır. Süreklilik arz eden ve düzeltme işlemine ilişkin ana esaslar ise mükerrer 298 inci maddede yer almakta olup, 1/1/2004 tarihinden itibaren hüküm ifade etmektedir. Buna göre, mükellefler 1/1/2004 tarihinden sonraki dönemlere ait düzeltme işlemlerini enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş 31/12/2003 tarihli bilançoda yer alan düzeltilmiş değerler üzerinden yapacaklardır. 31/12/2003 tarihinden önce tasfiye kararı alınarak bu tarihten önce tasfiyenin sonuçlandırıldığı durumlarda, 31/12/2003 tarihli bilançonun düzeltilmesi söz konusu olmayacaktır. Ancak, tasfiyenin 31/12/2003 tarihinden sonra sonuçlanması halinde, 31/12/2003 tarihli bilanço da düzeltilecek ve hesapların kesinleşmesinden itibaren on beş gün içinde şirketin bağlı olduğu vergi dairesine tasfiye beyannamesinin verilmesi gerekecektir. 1/1/2004 tarihinden sonra işin bırakılması halinde, yeni hesap dönemine ilişkin olarak ortaya çıkan ve kıst dönem için beyanname verilmesini gerektiren bir durumun oluşması nedeniyle 31/12/2003 tarihli bilançonun enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmektedir. 1/1/2004 tarihinden sonra Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde gerçekleşen devir ve birleşme hallerinde, devir veya birleşmenin bünyesinde gerçekleştiği kurum, ortadan kalkan şirketin 31/12/2003 tarihli bilançosunu enflasyon düzeltmesine tabi tutacaktır. 1/1/2004 tarihinden sonra gerçekleşen nev'i değişikliği hallerinde, nev'i değişikliği nedeniyle tüzel kişiliği sona eren kurum, 31/12/2003 tarihli bilançosunu düzeltecek ve değişikliğin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde (nev'i değişikliği tarihine kadar olan) beyannamesini bağlı olduğu vergi dairesine verecektir.
Düzeltilecek Mali Tablolar
VUK Mükerrer 298/A.8.b maddesinde; "b) Mükellef veya meslek grupları ya da mükelleflerin aktif toplamları veya ciroları itibarıyla hangi tür malî tabloların; enflasyon düzeltmesine tâbi tutulup tutulmayacağını ve geçici vergi dönemlerinde düzeltilip düzeltilmeyeceğini belirlemeye," Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Maliye Bakanlığı bu açıdan yetkisini kullanmış olup 338 Sıra No'lu Vergi Usul Genel Tebliği ile "Enflasyon düzeltmesi yapmak zorunda olan mükelleflerin, düzeltme şartlarının oluşması halinde 1/1/2004 tarihinden sonra düzenleyecekleri mali tablolarından sadece bilançolarını düzeltme işlemine tabi tutmaları zorunludur." denilmiştir. Buna göre, gelir tablosu veya başka mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmemektedir. Vergi matrahını değiştirmemesi nedeniyle bu tabloların düzeltilmesinde de bir sakınca bulunmamaktadır.
Düzeltme Yapılacak Dönemler
Yapılan düzenlemelerde, kendisine özel hesap dönemi tayin edilmiş mükellefler için; hesap döneminin başladığı tarihe ait takvim yılının birinci günü baz alınmaktadır. Aynı şekilde hesap döneminin bittiği tarihe ait takvim yılından önceki takvim yılının son günü de bitiş tarihi olarak baz alınacaktır. Örneğin 31/12/2003 tarihli bilanço 2004 yılı içinde biten hesap dönemi sonundaki bilançoyu, 2003 yılı hesap dönemi 2004 yılı içinde biten hesap dönemini, 1/1/2004 tarihi 2004 yılı içinde başlayan hesap döneminin başındaki tarihi ifade etmektedir. 1- 2004 Yılı I. Geçici Vergi Beyannamesi :(Herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır) 5024 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesiyle dileyen mükelleflerin 31/12/2003 tarihli bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutmaksızın, 2004 yılının ilk geçici vergi döneminde beyan edecekleri geçici vergi matrahlarını, 5024 sayılı Kanunla yapılan değişiklikleri dikkate almadan önceki hükümlere göre hesaplayabilecekleri esası getirilmişti. Ancak, 3/4/2004 tarihinde Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından Mart 2004 ayına ilişkin açıklanan TEFE 7.862,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu değer 1/4/2003 tarihine göre % 10'un üzerinde bir artışı göstermediğinden 2004 yılının ilk geçici vergi döneminde enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği anlamına gelmektedir. Bu nedenle 2004 yılının ilk geçici vergi döneminin sonu itibarıyla Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 nci maddesine göre enflasyon düzeltmesi yapılmayacaktır. Diğer yandan, 5228 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin (2) numaralı bendinde, "2004 yılına ilişkin olarak bu Kanunun yayımından önce verilen geçici vergi beyannamelerinde bu Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle herhangi bir düzeltme yapılmaz." hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, 5228 sayılı Kanunun (31/7/2004 tarih ve 25539 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır) yayımlanmasından önce verilmiş olan birinci geçici vergi dönemine ait beyannamelerde, 5228 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır. 2- 2004 Yılı II, III ve IV. Geçici V. Beyanları : (Limitleri aşmayanlar için seçimliktir) 5228 sayılı Kanunun 59 uncu maddesiyle 5024 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi değiştirilmiştir. Yapılan değişiklikle, 31/12/2003 tarihi (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2004 yılında biten hesap döneminin sonu) itibariyle aktif toplamı 7,5 trilyon Türk Lirasını veya hesap dönemine ait ciroları toplamı 15 trilyon Türk Lirasını aşmayan mükellefler (münhasıran sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden mükellefler de dahil), dilemeleri halinde (31/12/2003 tarihli bilançoları da dahil olmak üzere) 2004 yılına ilişkin geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi yapmayabileceklerdir. Bir başka deyişle anılan tarih itibariyle aktif toplamı 7,5 trilyon Türk Lirasını ve hesap dönemine ait ciroları toplamı 15 trilyon Türk Lirasını aşan (yani her iki limiti de geçen) mükelleflerin 2004 yılına ilişkin geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi yapmaları zorunludur. Yeni işe başlayan mükellefler için ciro belli olmadığı için sadece açılış bilançolarında aktif toplamının 7,5 trilyon Türk Lirasını aşması halinde, ihtiyarilikten yararlanılamayacaktır. Ancak, 2004 yılının 1 inci geçici vergi döneminde 5024 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmünden faydalanmayarak 31/12/2003 tarihli bilançolarını düzelten mükellefler, 2004 yılının ikinci ve takip eden geçici vergi dönemleri itibariyle de enflasyon düzeltmesi yapmaya devam edeceklerdir. (VUK Sirküler No:8) 3- 2004 Yılı Yıllık Gelir veya Kurumlar Vergisi Beyannamesi : (2003 ve 2004 Bilançoları Zorunludur) Seçime bağlı koşullar sona ermektedir. 2004 Yılına ait yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi verlirken hem 31.12.2003 hem de 31.12.2004 tarihli bilançolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulacaktır.
Enflasyon Düzeltmesi Yapmamanın Cezası
Vergi Usul Kanununun enflasyon düzeltmesine ilişkin hükümleri esas itibariyle değerleme hükümleridir. Bu nedenle, enflasyon düzeltmesi yapmak zorunda olan mükelleflerin düzeltme işlemini yapmamaları, değerleme işleminin usulüne göre yapılmaması hükmünde olup cezai müeyyide de aynı yönde uygulanacaktır. Ayrıca, 5/5/2004 tarih ve 25453 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve enflasyon düzeltmesine ilişkin olarak 5024 sayılı Kanunla Vergi Usul Kanununda yapılan değişikliklere paralel olarak Tekdüzen Hesap Planında yapılan düzenlemelerin yer aldığı 12 sıra nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile belirlenen muhasebe usul ve esaslarına uyulmaması durumunda, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri (Md.353/6) uyarınca gerekli cezai işlemlerin uygulanacağı da tabiidir.
Enflasyon Düzeltmesi ile İlgili Yasal Düzenlemeler
Kanuni Düzenlemeler:
· 5024 Sayılı Kanun (30/12/2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.)
· 5228 Sayılı Kanun (31.07.2004 tarih ve 25539 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.)
· V.U.K. Mükerrer Md. 298 (Süreklilik arz eden düzeltme işlemlerine ilişkin ana esaslar)
· V.U.K. Geçici Md. 25 (31.12.2003 tarihli bilançonun düzeltilmesi)
Tebliğler:
· 328 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
· 333 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
· 337 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
· 338 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
· 345 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
· 12 Sıra No'lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği
Sirküler:
· 2 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 3 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 4 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 6 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 8 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 9 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 10 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 11 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 13 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 14 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 17 Numaralı Vergi Usul Kanunu Sirküleri
· 22 Numaralı Gelir Vergisi Sirküleri
|